1980’li yılların ortalarında bilim adamları Güney kutbu üzerindeki ozon tabakasının %50 yok olduğunu fark etti. Bu bulgu çok önemliydi ve bu yüzden dünya liderleri ve BM hemen harekete geçerek bu ölümcül krizin önüne geçilmesi için bir konvansiyon hazırladı. Söz konusu konvansiyon 1985 yılında ve ozon tabakasını korumak amacıyla BM ve bazı üye ülkelerin katılımı ile tedvin edildi. Daha sonra 16 Eylül 1987 tarihinde Kanada’nın Montreal kentinde bir protokol 50 ülke tarafından onaylandı.

69092c75eb0e70fe3fb01d0d5241e7a6

Bu protokolde ozon tabakasını yok eden maddelerin tedrici bir şekilde azaltılması ve daha sonra da üretilmesi ve tüketilmesinin tamamen durdurulması için bir takvim belirlendi. Protokolün amacı ozon tabakasının daha fazla tahrip olmasını önlemekti.

1994 yılından sonra BM genel kurulu, Montreal protokolünün onaylandığı 16 Eylül gününü uluslararası ozon tabakasını koruma günü olarak adlandırdı ve böylece her yıl bu günde insanların ozon tabakasının yok olması ile ilgili tehlikeleri hakkında bilinçlendirilmeleri amaçlandı.

16 Eylül Uluslararası Ozon Tabakasının Korunması Günü olmakla beraber Ozon Tabakasını İncelten Maddelere İlişkin Montreal Protokolü’nün kabulünün 30 uncu yıl dönümüdür. Montreal Protokolü 196 devlet ve Avrupa Birliği’nden oluşan 197 tarafın onaylamasıyla, Birleşmiş Milletler tarihinin evrensel olarak onaylanmış ilk anlaşma olarak geniş çapta benimsenmesi ve uygulanması nedeniyle olağanüstü bir uluslararası işbirliği örneği olarak kabul edilmektedir.

2016 yılında Protokolün son değişikliği olan Kigali Değişikliği taraflarca kabul edilmiş ve Kyoto Protokolü kapsamında yer alan ve iklim değişikliğine olumsuz etkisi olan Florlu Sera Gazlarının kontrol altına alınması ve azaltımı Montreal Protokolü altına alınmıştır.

Ozonosfer ya da Ozon Tabakası, Stratosferin üst kısmında bulunan tabakadır. Ozon Tabakası Güneş’ten gelen morötesiışınlardan olan UV-B ve UV-C gibi zararlı ışınları tutar. Ozon tabakasının bu işlevi hayati açıdan çok önemlidir. Çünkü UV-B ve UV-C ışınları ölümcüldür.

Ozon tabakası nedir?

Ozon (O3) üç adet oksijen atomundan oluşan şeffaf bir gazdır. Ozon tabakası ozon gazından oluşan ve atmosferin yukarı seviyelerinde başka bir deyişle yer yüzeyinden 50–85 km yüksekte bulunan bir tabakadır. Bu tabakanın temel rolü Ultraviyole (UV) ışınları olarak adlandırılan Güneş’in zararlı ışınlarına karşı bizleri korumasıdır. Ozon tabakası yeryüzüne doğru gelen bu zararlı ışınlara karşı bir filtre gibi davranır.

Ultraviyole (UV) ışınları

Bilindiği gibi Güneş yeryüzündeki hayatın var olması için çok önemlidir. Isınmamızı sağlar ve bize ışık verir. Güneş çeşitli ışınlar yayar. Bu ışınlardan bazıları ultraviyole ışınlar olarak adlandırılır. Bilim adamları UV ışınlarını; aynı karakteristiklere sahip olmadıkları ve canlılar üzerindeki etkilerinin farklı olması sebebiyle UV-A, UV-B ve UV-C olmak üzere üç kategoriye ayırmışlardır.

  • UV-A: En yaygın ve sağlığımız için en az tehlikeli olan ışınlardır. Ozon tabakası bu ışınların geçmesine izin verir.
  • UV-B: UV-A ışınlarından daha tehlikelidir. Bu ışınların büyük bir kısmı, ozon tabakası tarafından engellenir.
  • UV-C: Diğerlerine kıyasla en zararlı tehlikeli ışınlardır. Morötesi ışınlar içerisinde canlı vücuduna en büyük zararı veren ışınlar UV-C ışınlarıdır. Ozon tabakası bu ışınların neredeyse tamamının yeryüzüne ulaşmasını engeller.

Bütün UV ışınları deri ve gözlerimize nüfuz edebilir ve sağlık problemlerine yol açabilir. Ozon tabakası kalın olduğunda sadece UV-A ışınları ile UV-B ışınlarının bir kısmı bize ulaşabilir. Bu durumda sağlığımız nispeten korunmuş olur. Ozon tabakası bozulduğunda (inceldiğinde) UV-A, UV-B hatta bazen UV-C ışınları bize ulaşabilir ve bu durumda sağlığımız olumsuz yönde etkilenmiş olur. Maruz kaldığımız UV ışınlarının miktarını etkileyen faktörler şunlardır:

  • Günün saatleri: 10.00-16.00 saatleri arasında güneş gökyüzünde yüksektedir. Bu saatler arasında büyük oranda UV-A ve UV-B ışınlarına maruz kalabiliriz. Bu nedenle uygun bir koruma olmaksızın dışarı çıkmak için tehlikeli bir zamandır.
  • Ekvatora olan uzaklık: Ekvatora yakın olan ülkeler ekvatordan uzak olan ülkelere göre daha fazla risk altındadır. Bunun sebebi, ekvatorda UV ışınları atmosferin içini katetmek için daha kısa mesafeye sahiptir ve ekvatora ulaşmadan önce atmosfer tarafından daha az filtrasyona tabi olurlar.
  • Yükseklik: Deniz seviyesinin yukarıya doğru çıkıldıkça her 1000 m’de UV ışınları % 8 oranında artış gösterir.

16_eylul_ozon_tabakasini_koruma_gunu_ozon_tabakasi_nedir_h288126_dc5a7

Ozon deliği nedir?

Ozon deliği gerçekten bir delik değildir. Ozon tabakasındaki bir incelmedir. Bu ozon tabakası gittikçe inceliyor anlamındadır. Bunun sebebi bizlerin havaya saldığı kimyasallardır. Bu kimyasal maddeler günlük yaşamımızda kullanılır ve ozon tabakasına zarar verirler. Ozon Tabakasına zarar veren kimyasal maddeler: 

  • Kloroflorokarbonlar (CFC’ler), genel olarak klima sistemlerinde, buzdolaplarında, köpük üretiminde (örneğin yataklar için), parfüm ve deodorantlarda kullanılır.
  • Halonlar, yangın söndürme cihazlarında kullanılır.
  • Metil bromid, tarımda böcek ilacı olarak kullanılır.

Modern cihazlar ozon tabakasındaki incelmeyi belirleyebilmektedir. Ölçümler Güney Kutbundaki (Antarktika) incelmenin Kuzey Kutbuna göre daha büyük olduğunu göstermiştir. Ozon tabakasındaki bu incelme bir şey yapılmazsa daha da büyüyecektir. Ozon tabakasında incelme küresel bir problemdir. Ozon tabakasındaki incelme problemine herkesin duyarlı olması ve zararlı kimyasalları artık daha fazla kullanmamasıyla ozon tabakasının iyileştirilmesi mümkün olabilecektir.

Ozon tabakasındaki incelmenin sonuçları

Ozon deliğinin ana sonucu yeryüzüne daha fazla UV ışınının (özellikle çok tehlikeli olan UV-C) ulaşmasıdır. UV ışınları güneş yanıklarına, deri kanserine sebep olabilir, gözlere zarar verebilir (katarakt) ve insanlarda bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olabilir. Bilindiği gibi bağışıklık sistemi hastalıklara karşı koymamızı sağlayan bir sistemdir. Bu sistem zayıfladığı zaman hastalıklarla savaşma yeteneğimiz de zayıflamış olacaktır.

UV ışınları sadece sağlığımızı etkilemekle kalmaz çevre üzerine de olumsuz etki yapabilir. Tarımsal üretimi azaltabilir, ayrıca deniz besin zincirini bozarak balık nüfusunu etkiler.

Antarktika üzerindeki ozon deliğinin kapladığı alan, ABD’nin yüzölçümünden daha büyüktür ve buranın tekrar doldurulması için on milyonlarca ton ozon gerekir. Bu miktarda ozonun nakliyesinin maliyeti bile astronomik olur.

KAYNAK : ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI

YAYINA HAZIRLAYAN : BÜLENT ÖZGEN-HABER MERKEZİ