ÖMER MADRA İLE İKLİM KRİZİ VE BESLENME

İklim değişikliği ve bitkisel beslenme… Hep bitkisel beslenmenin insan sağlığına etkisini konuşuyoruz, bir de konunun iklim ve çevre boyutu var. İklim değişikliği, küresel ısınma gibi konularla ilgili Açık Radyo’yu takip edenler bilir, Ömer Bey bu konuları sıklıkla ele alıyor.  Bugün iklim krizi ve bitkisel beslenmenin birbiriyle ne kadar ilintili oduğundan söz edilecek.

 

 

“İklim değişikliği değil, iklim krizi!”

İklim değişikliğine artık iklim değişikliği dahi demiyor, iklim krizinden bahsediyor. Çünkü, gezegen bütün canlılar alemiyle beraber büyük tehdit aldında. Aynı zamanda kendisi de “Yüzyılın ortasına geldiğimizde…” diye başlayan bir yazıda “Dünyadaki insan sayısı iki ya da üç milyar kadar artmış olacak, bir sürü mesele var bunlardan biri bile kitlelere kıtlık yaşatmaya yetiyor.” diyor. Bir de bunların kümülatif etkisi de var, birbirlerini etkiliyor. “Dolayısıyla ciddi bir problem içindeyiz.” diyor. “Böyle yemeye devam edemeyiz” yalnızca veganlıkla bitkisel beslenmenin ötesinde bir tüketim alışkanlıkları, bir hayata bakış meselesi ile ilgili benim de çok katıldığım şeyler söylüyor.

“Sorun her şeyin başladığı yerde toprakta başlıyor.”

Hepimizin meselesi…

Şunun şurasında 2050’ye 30 yıl kaldı, sorun her şeyin başladığı yerde toprakta başlıyor, diyor, Birleşmiş Milletler istatistiklerini veriyor, daha önce de yazmıştı bunu, dünyada toplam 60 yıllık hasat kalmış olduğu belirtiliyor.

“Dünyadaki tarlaların 2017 hesabıyla %20’sinde randıman bitmiş durumda.”

Toprak kirleniyor, su kirleniyor, hava kirli bunların ne kadarı hayvansal endüstriye odaklı? Hayvansal endüstrinin bu kirliliğe ne gibi etkisi var? Birleşmiş Milletler Raporu’nda çevreyi kirleten etkenlerin %51’i hayvancılık endüstrisi kaynaklı, ve çok ciddi bir oran, bunları nasıl değiştireceğiz?

Mombiot’nun üzerinde önemle ve birinci mesele olarak durduğu şey, iklim değişikliğiyle beraber randıman azalıyor, toprak çok kötü kullanılıyor. Tarım ve hayvancılık başta olmak üzere yüksek verim almak için toprak, çok fazla kimyasalla zehirleniyor. Bir de hayvancılık ve tarım endüstrisinin zaten en büyük zaafı, milyarlarca hayvanı insanlar kesip yesin diye bir yerlerde tutmak. Bu hayvanlar, geğirerek ve yellenerek hem metan gazı salgılıyorlar. Dolayısıyla en büyük küresel ısınma sebebi metan gazı… Karbondioksitin kat be kat üstünde ama daha kısa ömürlü olduğu için pek dikkat edilmiyor, görünmez bir gaz.

“Bütün her koşul sabit kalsa bile her 1 derece Celsius artış ile pirinç randımanının %3, buğdayın %6, mısırın da %7 düşeceği belirtiliyor.”

Bu aslında korkunç bir durum, yağmurla yenileyemiyorsun. İklim değişikliğinin görünür zararları…

Bunların hepsi bir arada, büyük bir kriz var, toplu bir gelir adeleti krizi de var, gelir seviyesindeki muazzam değişiklikten dolayı, Güney Asyadaki çiftçiler, Hindistanda Kamboçyada vs. yiyecek talebini karşılamak için 2050’ye kadar yani 32 yıl içinde mevcut suyun %80-200’ünün daha fazlasını kullanma beklentisi içindeler. Peki bu su nereden gelecek diye soruyor Mombiot, bunun cevabı yok. Bu yaşam tarzı, senin önemle sorduğun konular: küresel ısınma, sıcaklık…

 

 

Aslında çok doğal bir şekilde, kolayca olacak şeyi insanlar kendi elleriyle yapılıyor. Arı, böcek kelebek kolayca tozlayacakken…

Bu tabi en çok para getiren ürünler için kullanılabilir. Yoksa elle yapılacak bu işlem akıl karı değil. Bir de yapısal unsurlar var bunun dışında, böceklerle ilgili tam bir kıyamet beklentisi var, son 27 yıl içinde kanatlı böceklerin %67’sinin yani 3’te 2’sinin yok olduğuna dair Almanya’da bir çalışma yapıldı, ondan sonra benim de uykularım iyiden iyiye kaçtı. Böcek yoksa onu yiyen kuş da yok, kuşu yiyen başka hayvan da yok, hiçbir şey de yok yani tozlaşma da yok. Küçük çiftçiler, daha çok emek harcadıkları, daha fazla çeşitte ürün yetiştirdikleri ve toprağı daha dikkatle işledikleri için haliyle büyük çiftçilere göre daha büyük hektar verimi alıyorlar.

Hem bir iklim krizi hem de bir gıda krizi var, endüstriyel beslenmeye yönlendiriliyoruz, doğal domatesi bulmak o kadar zor ki, buğday mesela bizim ülkemiz bir buğday ülkesi olarak anılıyor, ama artık buğdayımız bile kendi genlerimize ait değil. Peki devlet politikaları bu meselelerin neresinde?

Devlet politikaları, bol termik santral inşa etmekle uğraşıyor.

Bir yandan iklim krizi, bir yandan gıda krizi var, bir yandan politikalarla bu krizler körükleniyor.

“İnsanlık tarihi boyunca okyanusların gördüğü en büyük tehlike şimdi burada ve dünya çapında yakalanan balığın sayısı her yıl %1 azalıyor.”

İnşaat ve hafriyat ekonomisi… Bütün bunlarla beraber muazzam bir plastik kirlenmesi sorunu var okyanuslarda, dünyanın en derin yeri olan Mariana Çukuru’nda bile, plastik madde bulundu, deniz tabanında, 11 bin metre derinliğinde… Deniz atı fotoğrafını sen de görmüşsündür, kulak pamuklu plastik bir çubukla dolaşıyor, kuyruğuyla yakalamış, işte böyle bir muazzam bir sorun var.

Okyanusların, bütün hayatı barındıran okyanusların, tarihin en büyük tehlikesi içinde olduğunu belirtmeliyiz. Yeni bir dizi var, dinleyicilere de görmediysen sana da tavsiye ederim,  Blue Planet Dizisi’nin ikinci bölümü, bu dizi yedi bölüm halinde yayınlandı, olağanüstü! Orada Sir Tambara da söylüyor: “İnsanlık tarihi boyunca okyanusların gördüğü en büyük tehlike şimdi burada, insan kaynaklı, küresel ısınma vesaireden olayı.” Bütün bu balıklar nereden gelecek bilinmiyor, çünkü dünya çapında yakalanan balığın sayısı her yıl %1 azalıyor, denizler de ele geçiriliyor ve yaklaşık 3 milyar insan da büyük oranda kabuklu deniz hayvanları ve balıklardan alacakları proteine bel bağlamış durumda, peki bu balıklar nereden geliyor?

 

 

 

“Hem ihtiyaca hem de ihtirasa aynı anda yetecek toprak yok!”

Okyanuslar da öyle, tabi o muazzam bölgeler de daha fazla hayvanı otlatmak için tahrip ediliyor. Yani, çok önemli bir şeyi söylüyor yazının sonlarına gelirken, hem ihtiyaca hem de ihtirasa aynı anda yetecek toprak yok. Küresel çapta hayvan yemeye geçiş artık yoksul kesimin ağzındaki lokmayı kapmak anlamına geliyor. Burada da büyük bir adaletsizlik var, tabi gezegenin neredeyse bütün köşelerine ekolojik bir temizlik yapılmaya ve yok edilmeye çalışılıyor.

Yoksul bir insanın hayvansal gıdaya ulaşması çok kolay, 5 liraya tavuk alıyor, protein aldım diye içini rahatlatıyor. Ama bilmiyor aslında geri planında neler oluyor.

İnsanlık toplumsal bir çöküşe girerse ki tamamen katılıyorum Mombiot’ya, sebebi, büyülü düşünce olacak, fantezi, bütün bunlara verilecek kolay bir cevap yok ama en kritik değişim, hayvan temelli diyetten bitki temelli bütünsel diyete geçiş olacak diyor. Diğer unsurları hesaba katmazsak, et üretimini ve biyoyakıt üretmek için toprak kullanımını durdurursak ki o biyoyakıt meselesi üzerinde de çok durmak lazım, o ayrı bir problem, 4 milyar insana daha yeterli kalori sağlanabilir ve insanın tüketmesi için gerekli proteini 2 katına çıkarabiliriz, bunu araştırmalar gösteriyor, çözüm burada, bir miktar da demin konuştuğumuz yapay et…

Bir makaleye göre yapay ette su kullanımını en az %82, toprak kullanımını da en az %99 oranında azalttığını öne sürüyormuş, doğru mu bilmiyorum diyor, ama bir sonraki yeşil devrim önce hibe olmayacak, toprağı kırbaçlaya kırbaçlaya öldürmeye değil, toprağı nasıl ve neden kullandığımızı durup düşünmemize bağlı, bunu yapabilir miyiz? Son cümle bu, yoksa bizler yaşayan gezegeni tüketen zengin insanlar, biz hepimiz zengin kesimdeyiz, diyetimizi beslenme biçimimizi değiştirmek yerine küresel çapta bir ölümü daha mı kolay karşılarız diye de ekliyor.

Kaynak : https://gaiadergi.com/omer-madra-ile-iklim-krizi-ve-bitkisel-beslenme/

YAYINA HAZIRLAYAN: BÜLENT ÖZGEN-HABER MERKEZİ

Lütfen beğenin ve paylaşın

Author: BÜLENT ÖZGEN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki yazı ve görseller, kaynak belirtilmek koşuluyla izin almadan kullanılabilir.
top