3 MART DÜNYA YABAN HAYATI GÜNÜ

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü mesajında, yabani hayvanların ve bitkilerin kültürler ve toplumların sürdürülebilirliğinde oynadığı role dikkat çekerken, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu da,mesaj yayınladı.Birleşmiş Milletler (BM), bu yıl 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü’nde büyük kedilere yoğunlaşıyor.

 

dunya-yaban-hayati-gunu-gidahatti

Neden Dünya Yaban Hayatı Günü?

BM Genel Kurulu, yaban hayatının özgün değerleri ve etrafında örülü yaşam ağının sürdürülebilir kalkınmaya ve insanların refahına sağladığı katkıya dikkat çekmek için 3 Mart’ı Dünya Yaban Hayatı Günü ilan etti. Dünya Yaban Hayatı Günü, gezegenimizin sahip olduğu yabani bitki ve hayvan türlerine dikkat çekmek ve koruma çabaları hakkında farkındalık yaratmak için 2014 yılından bu yana kutlanıyor.

3 Mart, Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşmesi’nin (CITES) 1973 yılında imzalandığı gün olması nedeniyle özel bir önem taşıyor.

“Büyük kediler yok olma tehlikesiyle karşı karşıya”

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, “Yabani hayvanların ve bitkilerin kültürlerimizde ve toplumlarımızın sürdürülebilirliğinde oynadıkları önemli rol üzerinde odaklanıyoruz. Bu yılki tema büyük kediler üzerinde yoğunlaşıyor. Bu görkemli yırtıcıların Afrika’dan Asya’ya oradan Amerika kıtasına kadar birçok yerde çita, jaguar, pars, aslan, puma, kar leoparı ve kaplan olmak üzere çeşitli türleri bulunuyor” dedi.

Etkileyici ve güç timsali olarak tanınan söz konusu karizmatik hayvanların soylarının giderek tükenme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı uyarısında bulunan Guterres, şunları söyledi:

“Bu hayvanların sayısı son dönemlerde büyük bir azalma gösterdi. Bir yüz yıl önce Asya’da 100 bin kadar kaplan yaşıyordu. Günümüzde bu sayı 4 binin altına düşmüş bulunuyor. Tarihi yaşam alanlarının yüzde 96’sını kaybetmiş durumdalar.

Diğer türlerin hikayesi de kaplanlarınkine benzerlik gösteriyor. Yaşam alanlarını kaybetmeleri, iklim değişikliği, kaçak avcılık, yasa dışı ticaret ve insanların yaban hayatına müdahalelerinin artması sonucu hepsi tehdit altında bulunuyor.”

 

kar-leopari-gidahatti

Kar leoparı, nesli tehlike altında olan türlerden biri © naturepl.com / Reinhard / ARCO / WWF

Vahşi yaşamı koruma

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile kaçak avcılığı ve yasa dışı ticareti sonlandırarak vahşi yaşamdaki canlıları korumanın da amaçlandığını ifade eden Genel Sekreter, BM’nin geçen yıl bu konuda üçüncü kararı alarak vahşi yaşamı korumak üzere tarihi bir adım attığını belirtti. “Hükümetler, sivil toplum ve özel sektörün söz konusu kararların eyleme dönüşmesi için birlikte hareket ediyor. Nihayetinde, büyük kediler dahil soyları tehlikede olan tüm türlerin korunmasını öngören politikaların sağlam bilimsel ve hukuki temeller üzerinde yükselmesi gerekiyor” diyen Guterres, ayrıca, bu önlemlerin yerel halkın ihtiyaçlarını da tam olarak karşılaması gerektiğini sözlerine ekledi.

Yerel toplumlar ve ekonomilerin vahşi yaşamın korunmasından ne kadar çok fayda sağlarsa uygulanacak stratejilerin başarılı olma ihtimalinin de o kadar artacağının altını çizen BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, “Büyük kediler kilit taşı özelliği taşıyor. Onları korumak; yaşam alanları olan geniş toprakları ve bu toprakların barındırdığı yaşam türlerini korumak anlamına geliyor, dünyanın sağlığı için hayati öneme sahip tüm ekosistemleri korumanın yolunu oluşturuyor” değerlendirmesini yaptı.

antonio-guterres-gidahatti

Yaban hayatını korumak herkesin görevi!

Birçok cesur doğal yaşam parkı korucusu ve güvenlik görevlisinin, vahşi yaşama yönelik suçlarla mücadele ettiğini, soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan türleri korumak için  hayatlarını tehlikeye attığını bildiren Genel Sekreter, yaban hayatını korumanın herkesin ortak sorumluluğu olduğunu belirtti.

Guterres, mesajına, “Dünya Yaban Hayatı Gününde dünyanın dört bir yanında herkesi bu konuda farkındalığı artırmaya ve büyük kediler dahil paha biçilemez ve kırılgan biyolojik çeşitliliğin tamamının korunmasına yardımcı olmaya çağırıyorum” diyerek son verdi.

Yaban hayatı geliştirme sahaları

Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu da, 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü dolayısıyla yayınladığı mesajında, yaban hayatı, tabii yaşam ile biyolojik çeşitliliğin korunması ve gelecek nesillere aktarılmasının çok önemli olduğunu kaydetti.

Nesli tehlike altında olan türlerin korunması ve yetiştirilmesi, yaban hayatının yaşam alanlarıyla korunması ve geliştirilmesi, yaban hayvanı ticaretinin düzenlenmesi, yaralı yaban hayvanlarının rehabilitasyonu gibi çalışmalar yaptıklarını aktaran Eroğlu, 81 Yaban Hayatı Geliştirme Sahası ilan edildiğini bildirdi. Bu sahalarda koruma faaliyetlerine halkı da ortak ettiklerini anlatan Eroğlu, şöyle devam etti:

“2017 yılı içerisinde 18 yaban hayatı geliştirme sahasında, 65 saha bekçisi ile koruma çalışması yaparak 1 milyon 371 bin lira kaynak aktardık. Ülkemizdeki sulak alanlarda her yıl Kış Ortası Su Kuşu Sayımları gerçekleştirerek su kuşlarının varlıklarının izlenmesini de gerçekleştirmekteyiz. 2017’de ülke genelindeki 120 sulak alanda 103 kuş türünden 1 milyon 614 bin 179 su kuşu sayılmıştır.

Tabiatta nesli tehlike altında olan türlerin yok olmasının önüne geçilmesi maksadıyla 13 yaban hayvanı yetiştirme merkezi tesis ettik. Bu merkezlerde geyik, alageyik, ceylan, Anadolu yaban koyunu, Hatay dağ ceylanı türleri ile kelaynak kuşlarının yetiştirilmesini sağlıyoruz.

2003-2017 yılları arasında bin 359 memeli yaban hayvanını ülkemizin farklı yörelerinde tabiata tekrar kazandırdık. Bu hayvanları tabiata bırakmakla kalmadık, aynı zamanda GPS vericili tasmalar ve fotokapanlar ile takip ederek tabiata uyumlarını takip ediyoruz.”

 

anadolu-yaban-koyunu-gidahatti

“Yaban hayatını korumak vazifemiz”

Türkiye’nin nesli tehlike altında olan türler için koruma stratejisini oluşturmak amacıyla 2012 yılında çalışma başlattıklarını hatırlatan Veysel Eroğlu, Anadolu yaban koyunu, ceylan, kelaynak gibi nesilleri tehlike altında olan ve eğer müdahale edilmezse 20 yıl içerisinde yok olması muhtemel türlere ilişkin çalışmada, yaklaşık 200 türü çok acil tedbir alınması gereken tür olarak belirlediklerini ve bir eylem planı başlattıklarını bildirdi.

Eylem Planı hazırlanan tür sayısının 60’ı bulduğunu ve 2019’a kadar bu sayıyı 100’e tamamlamayı amaçladıklarına dikkati çeken Eroğlu, şunları kaydetti:

“Yaban hayatını korumak vazifemizdir. Kış şartlarının ağır geçtiği bölgelerde yaban hayvanlarının yoğun olarak bulunduğu noktalara yemleme faaliyetleri kapsamında, son iki yılda kış döneminde takriben 1 milyon ton yem bıraktık.

 

 

Yaklaşık 15 bin hayvanın tedavisi yapıldı

Yine yürütülen araştırma projeleri ile yaban hayatını etkileyebilecek insan faaliyetlerini inceliyoruz. 2015’te hayata geçirdiğimiz ‘Yaban Hayatı Yol Geçişlerinin Düzenlenmesi ve İzlenmesi Projesi’ ile yaban hayvanlarından hangi türlerin ne tür geçitleri kullandığı, mevsime bağlı ve günün değişik saatlerine bağlı geçiş yoğunlukları belirlendi. Ülkemizde ilk defa bir ekolojik köprünün ön projesi ve teknik kılavuz hazırlandı.

Ayrıca son 6 yılda yaklaşık 14 bin 600 yaban hayvanını tedavi ve rehabilite ederek tabii hayat ortamına bıraktık.”

Bakan Eroğlu, vatandaşlardan da ülkemizin biyolojik zenginliğini oluşturan bütün kaynak değerlerinin korunması ve onlardan sürdürülebilir bir kullanım dengesiyle yararlanılması hususunda hassasiyet beklediklerini vurguladı.

BÜLENT ÖZGEN-HABER MERKEZİ

 

Lütfen beğenin ve paylaşın

Author: BÜLENT ÖZGEN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki yazı ve görseller, kaynak belirtilmek koşuluyla izin almadan kullanılabilir.
top