İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ UÇAK YOLCULUĞUNU DA ÇOK ETKİLİYOR!

Geçen yıl haziran ayında Amerika’nın Phoenix kentinde bir gün uçaklar piste yapışmış kalmış.  Havaalanı kulesi “Uçmaları olanaksız!” diye havalanmalarına izin vermemiş.  Niye?  Çünkü o gün kentte sıcaklık 48 dereceyi bulmuş.  Ve 50 sefer bir anda iptal edilmiş.  Zaten Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’nün (ICAO) 2016’da yapmış olduğu bir uyarı var: “Aşırı sıcak havalarda havalanmaya çalışmayın.” diye.

 

 

Küresel ısınma Dünya’nın ortalama sıcaklığının Sanayi Devrimi öncesine göre yaklaşık 1 santigrat derece artmasına neden oldu. Küresel ısınmanın etkilerini en belirgin olarak iklim üzerinde gözlemliyoruz. Yakın zamanda yapılan bir araştırma Dünya’nın ısınmasının gelecekte uçakların uçuş programlarının değişmesine neden olabileceğini gösteriyor.

Hava sıcaklığının artması (sabit basınçta havanın sıcaklığı arttıkça hava genleşir yani hacmi artar) havanın yoğunluğunun azalmasına neden olur. Havanın yoğunluğu azaldıkça uçakların kanatlarında kalkış için gerekli kaldırma kuvvetinin oluşabilmesi için uçakların daha hızlı hareket etmesi gerekir. Ancak uçakların kalkışta daha yüksek hızlara ulaşması gerektiği durumlarda, pist uzunluğu uçağın istenilen hıza ulaşması için yeterli değilse, uçaklar azami kalkış ağırlıklarından (MTOW) daha hafif olmalıdır.

Uçaklar pistte hız kazanıp ilerlerken hava kanat altlarından koca kütleyi yukarıya kaldırıyor.  Ancak aşırı ısınma ortamında hava çok inceliyor ve bu gücünü büyük ölçüde yitiriyor.  Böyle bir durumun havacılığı nasıl etkileyebileceğini kavramak için iki rakama göz atmak yeterli: Dünyada her gün 100.000 kadar uçuş var ve bunlar aşağı yukarı 8 milyon kişiyi taşıyor.

Küresel ısınmanın havacılık sektörü için ne anlama gelebileceği bu rakamlardan çok iyi anlaşılıyor.  Uzmanlar “Böyle durumlarda yolcu sayısını ve taşınabilecek kargoyu sınırlamak gerekir.” diyorlar.  Hatta yakıtı da.  Belki, seferleri akşamın ya da gecenin serin saatlerine kaydırmak da söz konusu olacak.  Bir de pistlerin boyunu bir hayli uzatmak.

 

 

 

Benzeri bir mesele “jet akımları” diye adlandırılan doğal olayda da söz konusu.  Bunlar atmosferin yukarılarında oluşan, dar alanlı ama çok şiddetli rüzgâr ırmakları.  Özellikle okyanusların üzerinde sıcak hava ile soğuk hava kütleleri arasında ortaya çıkıyorlar.  Bunlar iklim değişimi çerçevesinde giderek şiddetleniyorlar.  Sonuçta okyanus üzerinde doğudan batıya gidişler hızlanıyor, batıdan doğuya gidişlerde de büyük yavaşlamalar oluyor.  Yani uçuş tarifelerinin bu gelişmeye ayak uydurması gerekecek.

Aynı nedenden uçağın dışındaki güçlü hava hareketleri uçağın içini de etkileyecek, yani yolcular kendilerini daha sık türbülans içinde bulacaklar.  Artan fırtınalar da uçakları daha yukarılarda uçmaya zorlayacak.  Ama böyle bir durum pilotlar için hayli korkutucu; çünkü donma olayları artıyor.  Bu da buz parçacıklarının motorun içine sızıp performansı etkilemesi sonucunu yaratıyor.  Bu sıkıntının son yıllarda en az 100 motor arızasına yol açtığı istatistiklerde kayıtlı.  En dramatik olayı da Air France yaşadı.  2009’da Rio de Janeiro’dan Paris’e uçan seferi buzlanma yüzünden okyanusa çakıldı.  Avrupa Havacılık Güvenliği Ajansı da, Dünya Meteoroloji Örgütü de buzlanma konusunda uyarılar yapıyor.

 

 

Küresel ısınma yalnızca uçak seferlerini etkilemiyor; havaalanlarında da sorunlar yaratıyor.  Örneğin Kanada’nın en kuzeyindeki Iqaluit havaalanı donmuş toprak üzerinde inşa edilmiş.  Şimdi ısınma sonucu toprakta gevşemeler başlamış.  Bu yüzden uçakların dolaştığı kesimler yeniden elden geçiriliyor.  Öte yandan ırmak kenarında ya da deniz kıyısında inşa edilmiş havaalanları var.  Bunlar da tehlikelere açık.  En ilginç olayı New York’un La Guardia havaalanı yaşadı 2012’de.  Sandy fırtınası kentin kıyılarını vurduğu zaman denizin dalgaları 3 metre kadar yükseldi ve pistleri bastı.  Alanın 3 gün çalışamaz hale gelmesine neden olarak.

Başka bir örneği Hong Kong sergiliyor.  Havaalanı denizin orta yerinde.  Neredeyse denizle içli dışlı.  Aşağıdaki resimde olduğu gibi.  Ama sorumlular tehlikeyi fark ettikleri için şimdi çevresinde 13 kilometre uzunluğunda bir duvar yaptırıyorlar.

 

 

Benzeri bir kaygıyla hareket eden Singapur ise yeni terminal binasını denizden 5 metre yükseğe koyuyor.  Bu çerçeve içinde Bangkok, Amsterdam, Sydney, Şangay, Londra, Osaka havaalanları için de endişe var.  Honolulu, Miami, San Francisco da bu listede.

İklim değişimini ciddiye almıyor olabiliriz, ama bilim adamlarının kuşkusu yok.  Önümüzdeki 60-70 yıl içinde denizler en az bir metre (hatta daha fazla) yükselecek.  Bugünkü “boşver”ciliğimize bir tokat gibi inerek.

Sonuçlara göre : iklim değişikliklerine bağlı olarak uçakların azami kalkış ağırlığının %0,5-4 arasında azalması gerekebilir. Günümüzde sıkça kullanılan yolcu uçaklarından biri olan Boeing 737-800’ün azami kalkış ağırlığında %0,5 bir azalma yaklaşık üç yolcuya karşılık geliyor. Uçağın yolcu kapasitesinde %2’lik bir azalmaya neden olan bu durum havayolu taşımacılığında maliyetlerin belirgin miktarda artmasına neden olabilir

 

 

KAYNAK https://ekogazete.wordpress.com/2018/03/03/ucak-yolculugunu-giderek-zorlasacak-gunler-bekliyor/:  Atila Alpöge, Ekogazete, 3.3.2018 / Yararlanılan kaynaklar: Fred Pearce, The Guardian, 19.2.2018 – Fred Pearce, Ensia, 19.2.2018.

YAYINA HAZIRLAYAN : BÜLENT ÖZGEN-HABER MERKEZİ

Lütfen beğenin ve paylaşın

Author: BÜLENT ÖZGEN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki yazı ve görseller, kaynak belirtilmek koşuluyla izin almadan kullanılabilir.
top