BİYODİNAMİK TARIM

 

Biyodinamik tarım, organik tarım konusundaki en eski yaklaşımlardan biri ve en fazla sürdürülebilir niteliğe sahip tarım yöntemidir.insanların yaşam standartlarını yükseltmek, doğruluğun, dürüstlüğün, barışın, paylaşmanın yanında doğanın saflığını temizliğini ve dengesini korumak gibi ilkelerin tek bir çatı altında toplanmasıdır. Bu felsefenin bir de ziraat kolu vardır. Bu şekilde doğaya, insana, çevreye önem veren bir yaşam tarzında ekolojik (organik) tarım esastır ve bu kendi içerisinde Biyodinamik Tarım olarak anılmaktadır.

 

Organik tarımın bir adım ötesi…

Öncelikle her biyodinamik ürün aynı zamanda organiktir. Ancak her organik ürün biyodinamik üründür denemez. Biyodinamik tarım organik tarıma göre daha sıkı kurallara bağlıdır ve topraktaki, bitkideki enerji yoğunluğunu artırarak bir canlılık, bir dinamizm katmak amacıyla bazı özel preparatların kullamınını gerektirmektedir. Çok küçük dozlarda kullanılan bu preparatların tamamı doğadan özümsenerek elde edilmiş, içerisinde hiçbir kimyasal ve sentetik katkı barındırmayan maddelerdir.

Biyodinamik preparatlardan fayda sağlanabilmesi için uygulama zamanı ve tekniğinin iyi bilinmesi gerekir. Biyodinamik tarımın organikle karşılaştırdığımızda öne çıkan farklılıkları şunlardır,

   Her biyodinamik çiftlik kompost, gübre ve hayvan yemi konusunda kendi kendine yeterli olmayı amaçlar,

    Dış girdilerin minimum düzeyde tutulması hedeflenir,

Komposta özel bitki bazlı preparatlar verilir,

Doğal gübre ve kuvars minerali içeren preparatlarla ürün kalitesi geliştirilir,

Ekolojik çeşitlilik hedeftir,

Uygun ekim, dikim ve hasat tarihlerini belirlemek için ayın hareketlerini izleyen astronomi takviminden yararlanılır.

Biyodinamik tarımda ne tür preparatlar kullanılıyor?

Biyodinamik preparatlar toprakta humus oluşumunu yönetmek, bitki gelişimini canlandırmak ve arazinin yakın ve uzak çevreyle uyumunu güçlendirmek amacıyla kullanılan özel şekilde fermente edilmiş doğal ve organik maddelerdir.  Preparatlar insan müdahalesi olmadan doğada kendiliğinden bulunmazlar ve üç tane bileşenden oluşurlar:

  1. Bitki kısımları, genelde çiçekler,
  2. Preparatın hazırlanmasında hayvansal kökenli kap,
  3. Güneş yılında, toprakta ve preparatların uygulandığı toprak üzerinde çevresel etkiler.

Preparatlar arazi (field sprays) ve kompost preparatları olmak üzere iki kısımdır. Kompost preparatlarında tıbbi bitkilerden olan civanperçemi, papatya, ısırgan otu, meşe kabuğu, karahindiba ve kediotu kullanılır. Bunların topraktaki özel fermentasyon işlevine yardımcı olması amacıyla bazı hayvan organları da beraberinde katalizör olarak kullanılır. Hazır olduğunda bu humus benzeri maddeler kompost materyaline çok küçük miktarlarda ilave edilirler.

Bu hazırlıklar toprakta çözünmeye ve humus oluşum sürecine yardımcı olarak bitki besleyici elementlerin (kükürt, potas, nitrojen, kalsiyum, silis, fosfor) sağlıklı bir bitki gelişmine yeterki düzeyde olacak şekilde toprakta bulunmasını sağlar.

 

 

Arazi sprey preparatları boynuz gübresi (Horn manure) ve beyaz tozdur (Horn Silica). Boynuz gübresi kış boyunca inek boynuzu içerisinde toprak altında fermente edilen inek gübresidir. Beyaz toz ise yaz boyunca inek boynuzu içinde toprak altında kalarak hazırlanan kuvars tozudur. Boynuz gübresi ekim dikim işleminden önce akşam saatlerine doğru doğrudan toprak üzerine püskürtülür.

Biodinamik Ekim ve Dikim Takvimi Nedir?

Bundan yüzyıllar önce tarım yapan atalarımız bitkilerin güvenli bir şekilde yetişmeleri, sağlıklı büyümeleri ve iyi verim almak için kimyasal ilaçlar ve yapay gübreler kullanmak yerine doğanın temel döngülerine güvenmişlerdi. Mevsimsel değişimlerin yanısıra ayın safhalarına ilişkin aylık döngülerin ve yıldızların konumlarına göre aylık, yıllık ve daha uzun süreli döngülerin sonuçlarını gözlemleyerek, bunları günlük hayatlarında uygulayabilecekleri takvimler oluşturdular.

Bu takvimler belli türden bitkilerin ekim ya da bakımı için en uygun tarihleri göstermekle kalmıyor, belli gıdaların saklanması, toprakla ilgili bazı işlerin yapılması, ağaç kesilmesi, dam çatılması gibi bir çok iş için uygun koşulların belirdiği zamanları da gösteriyordu. Bu takvimler çok uzun süre birçok eklemeler ve değişiklikler yapılarak kullanıldılarsa da günümüzde kimyasal tarımın “mucizeleri” bu bilgileri büyük bir hızla tarihe gömmeye girişti.

“Hepimiz, pastırmanın hazırlanacağı pastırma yazının, kocakarı soğuklarının ya da kırlangıç fırtınasının tarihlerinin yazılı olduğu Rumi takvimleri hatırlar ama bunların nereden geldiğini ve ne anlattığını bilmeyiz. Oysa dünyanın ve Anadolu’nun birçok yerinde bu bilgiler doğayla yakından temasa güvenen çiftçiler tarafından halen kullanılmaktadır. Anadolu köylerinde de iyi bilinen ancak günümüzde unutulmaya yüz tutmuş olan ay takvimi (kameri takvim) konumuzla yakından ilişkilidir. Ayın ilk hilal şeklinde çıkışı yeni ay, 15’i dolunay 15’inden sonrası ise eski ay kabul edilirdi

. Ayın ilk ve sonlarındaki hilal, genç kızların, hanımların kaş güzelliğini, ortasındaki 14-15 ler ise yine genç kızların yüz güzelliğini anlatırdı. Onun için aşıklar, şairler “Bugün ayın on dördü, kız saçını kim ördü”, “Yaktı yandırdı beni, yarin hilal kaşları” gibi türkülere konu ederlerdi, eski ay ile yeni ayları…

Ağaçlardan gerek kavak olsun, gerekse meşe veya daha başka ağaç cinsinden olsun, kullanılacak ağaçların mutlaka ayın eskisinde kesilmesi gerekirdi. Atalarımıza göre ayın eskisi Rumi takvimdi. Anadolu’da hasat işleri, ağaçların kesilmesi vb işlemler “ayın eskisi” olarak tabir edilen, ayın dolunaya doğru dönmeye başladığı dönemlere denk getirilirdi.. Herhangi bir iş için kullanılacak ağaçların kesim zamanı çok önemlidir köylüler için. Çünkü yeni ayda kesilen ağaçlara çabuk kurt girer ve yer bitirirdi. Evdeki ağaçlar fazla dayanamaz, zayıflayınca insanların üzerine yıkılırdı.

Saban yapacağın ardıçtan, oku yine ayın yenisinde kesersen bu sefer seni tarlada üzerdi. Saçtığın tohumu toprağa işleyemezsin çünkü oku kurt yemiş, ortasından kırılmıştır. Onun için atalar derdi ki “bunda bir kurt yeniği var” Gizli yürüyen zararlı işler için işte böyle derlerdi.”

Ay, dünya çevresinde yaptığı 28 buçuk günlük yolculuğu sırasında bedenimizde, bitkilerde, hayvanlarda, toprakta, havada, suda bir çekim yaratmaktadır. Buna göre de ay takviminde, bitkinin yaprağı, kökü, çiçeği veya meyvesi gibi bölümlerinden hangisinden faydalanacaksa ona uygun bir ekim dikim zamanı bulunur. Eski Anadolu insanı bunu gözlem ve deneyimle keşfetmiş ve üretimde yüksek verim almak için kullanmıştır. Bugün bu bilgilerin Avrupa’da daha sistematik bir hale getirilmiş biçimde Biyodinamik tarımın temelinde uyguladığını görüyoruz.

 

 

Biodinamik Ekim-Dikim takvimi her yıl Maria and Matthias Thun tarafından yayınlanan bir yayındır. Ayın, gezegenlerin ve takım yıldızların bitki gelişimine etkilerini inceleyen 40 yıldır süre gelen araştırmalara dayanır. Her ürün için uygun ekim, dikim ve hasat tarihleri bu takvim rehberliğinde belirlenir.

Bir gıdanın biodinamik üretim olduğunu nasıl anlarız? Biyodinamik ürünler “Demeter” sembolü kullanılarak pazarlanır ve bu ürünün uluslarası biyodinamik üretim ve işleme standartlarına uygun olarak imal edildiğine dair garanti sunar. Demeter, adını eski Yunan’da bereket ve bolluk sembolü olan bir Tanrıça’dan almaktadır.

Biyodinamik takvim için https://tr.rhythmofnature.net/biyodinamik-takvim  tıklayınız.

Türkiye’de Biyodinamik Üretim

Demeter istatistiklerine göre sertifikalı olarak Türkiye’de 1,176 hektar alanda yaklaşık 149 çiftlikte biyodinamik üretim yapılmaktadır. Türkiye’de 2008 yılında 485 ha olan alan ve 101 adet olan çiftlik sayılarında artış olurken, dağıtıcı ve işleyici sayılarında artış olmamıştır. Rapunzel, Işık Tarım gibi ülkemizde önde gelen organik tarım üretimi yapan firmaların bir kısmı sözleşmeli üreticiler vasıtasıyla biyodinamik üretim gerçekleştirmektedir.

Ayrıca Afyon’un Başmakçı ilçesinde 1972 yılında kurulmuş olan S.S. Başmakçı 1 Nolu (Gül) Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başmakçı ve çevre köylerinde 1991 yılından bu yana ekolojik gül yağı projesi yürütmektedir. Kooperatif belli bir dönem biyodinamik tarım da denemiş ancak gerek uygulamanın daha zor ve detaylı oluşu, gerekse de fiyat farkının kendilerine yeterince yansımaması gibi nedenlerle bu yöntemi devam ettirememiştir.

Dünyada ve ülkemizde Biyodinamik tarımın öne çıktığı üretim alanlarından biri de şarap üretimidir. Son yıllarda düzenlenen dünyadaki şarap fuarları biyodinamik şarapların gövde gösterisine sahne olmakta ve haliyle fiyatları da neredeyse konvansiyonel bir üretimin fiyatının iki katına kadar çıkabilmektedir.

 

 

Ülkemizde de biyodinamik şarap üretimi ve denemeleri başlamış durumdadır. Doğal yöntemlerle üretilen bu şarapların tadlarının da çok daha özel ve özgün olduğu ilgili çevrelerce kabul görmektedir. Biyodinamik bağcılıktan söz ederken bu akımın en şiddetli savunucusu ve yayınladığı birçok kitap ile de bu işi tüm dünyaya öğreten Nicolas Joly’den bahsetmeden olmaz elbette. Fransa’da Loire Valley-Savennieres apelasyonunda Coulee de la Serrant adlı Chateau’nun sahibi. Tamemen biyodinamik ilkelere bağlı kalarak oluşturduğu Chenin Blanc bağlarından son derece sıra dışı buruna sahip şaraplara imza atmakta.

Kendi görüşüne göre biyodinamik bağcılık, organik bağcılıktan farklı olarak her şeyi doğadan kendi kendine yapmasını beklemeden, uygun radyo frekansını ayarlar gibi doğaya ince ayarlar vererek onun işini yapmasında yardımcı olmaktır. Bu noktada biyodinamik bağcılığın doğal şarap üretimi ile mutlaka taçlandırılması  gerekiyor.

KAYNAK : http://apelasyon.com/Yazi/14-biyodinamik-tarim

YAYINA HAZIRLAYAN : BÜLENT ÖZGEN-HABER MERKEZİ

Lütfen beğenin ve paylaşın

Author: SEZGİN AKKOYUN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki yazı ve görseller, kaynak belirtilmek koşuluyla izin almadan kullanılabilir.
top