40 YILDIR KAPIDA BEKLEYEN KÜRESEL TEHLİKE

Şu an Kocaeli’de, bir depoda temas halinde bile kansere sebep olabilecek yüzlerce ton kimyasalın olduğunu biliyor muydunuz? Hatta bu kimyasalların suyla ve havayla taşınabildiğini, temas ya da soluma yoluyla kanser ve diğer birçok ciddi sağlık problemine yol açabildiğini, müdahale edilmediği takdirde önce Türkiye, sonra dünya nüfusu için ciddi bir tehlikeye hatta ekolojik bir krize yol açabileceğini, yapılan araştırmalarda bu kimyasalların hiç üretilmediği ve kullanılmadığı kutup bölgelerinden bile çıkabilecek kadar geniş alanlara yayılabildiğini biliyor muydunuz? Bu tarz kimyasallara Kalıcı Organik Kirletici yani kısaca KOK deniyor.

 

 

Bir Zamanların Kahramanı Bugünün Büyük Düşmanı

Öncelikle KOK nedir ona bakalım. 1948 yılında böcekler üzerindeki güçlü toksisitesi nedeniyle mucidine Nobel ödülü kazandıran ve Afrika’da sıtma ile mücadele eden binlerce insanın hayatını kurtaran DDT (Dikloro Difenil Trikloroetan) bunlardan biri. Hatta DDT yıllarca Türkiye’de “derde deva tozu” adıyla satıldı. Ancak o kadar da masum olmadığı ilerleyen yıllarda ortaya çıkmaya başladı.

Türkiye’nin 1950’li yıllardan sonra hızla sanayileşmesi özellikle Kocaeli civarında demir-çelik, çimento, kimya sanayinin gelişmesi, KOK’ların bölgede yoğun şekilde üretilmesini beraberinde getirdi. Ancak görece uzun süre içinde dünyada bu kimyasalların ciddi zararları olduğu anlaşıldı. KOK’ların kanserojen olmalarının yanı sıra üremeye olumsuz etkileri olduğu, anne sütü ve plasenta yoluyla yeni nesillere de aktarıldığı ortaya çıktı.

 

 

Kimyasalların yapısı gereği çok uzun süre bozulmadan taşınması ise duruma farklı bir boyut kazandırdı. Bunun üzerine 2001 yılında uluslararası bir anlaşma olan Stockholm Sözleşmesi kabul edildi. Sözleşme Türkiye tarafından da kabul edildi ve insanlar tarafından üretilen bu kimyasalların dünya üzerinden silinmesi için çalışmalara başlandı.

Bölgenin Durumu

Şimdi Kocaeli’de neden tonlarca KOK var sorusuna gelelim. KOK’ların en zararlarından olan ve pestisit olarak kullanılan HCH (Heksaklorosikloheksan) türevleri Türkiye’de de kimya sanayiinde 1980’lerde yasaklanıncaya kadar yoğun bir şekilde kullanıldı. Ancak kimyasalların yasaklanmasının ardından stoklardan bir kısmı kapalı bir depoda fabrikanın iflası ve çok uzun süren el değiştirme süreçleri nedeniyle uzun yıllar saklı bir şekilde kaldı. Şu an Kocaeli’de bulunan atıkların dünyanın tek yerde bulunan en yüksek KOK stoklarından birisi olması konuyu küresel anlamda önemli bir sorun haline getiriyor.

 

 

 

Küresel Bİr Soruna, Yerel Bir Çözüm

Bölgede bulunan KOK stoğunun yok edilmesi tahmin edebileceğinizden çok daha karmaşık ve masraflı bir iş. Uzun yıllar bu stoğu üreten firmanın yeni sahibi kendi kısıtlı imkanlarıyla bertaraf ettirmeye çalıştı. Ancak gelinen şu noktada tehlike tek başına firma sahibinin ya da Türkiye’nin sorunu olmanın çok ötesinde.

Güzel haber şu ki Türkiye’nin Stockholm Sözleşmesi’ne taraf olmasıyla birlikte de bu atıkların uluslararası yükümlülükler çerçevesinde bertaraf edilmesi için gerekli finansal yardımın önü açıldı. Bu kapsamda UNDP ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı işbirliğinde “KOK Stoklarının Bertaraf edilmesi ve KOK Salımlarının Azaltılması Projesi” hazırlandı ve Küresel Çevre Fonu (GEF) tarafından finanse edilmeye başlandı.

 

 

 

Bölgede bulunan mevcut KOK stoğunu uluslararası standartlarda ve çevreye uyumlu bertaraf koşullarında ortadan kaldırmak üzere ilk çalışmalar 2016 yılının başından itibaren başladı. İlk atılan adımlarla sahanın mevcut durumu belirlendi, atık popülasyonu, konsantrasyonu ve net miktarı tespit edildi. Bunun yanında bertaraf için gerekli operasyonel planlamanın yapılması için çalışmalar şu anda devam ediyor. Şu anda sahada 2200 ton civarında KOK stoğu ve 500 ton civarında KOK’larla kirlenmiş atık bulunuyor. Ayrıca saha için çevresel etki değerlendirmesi, iş sağlığı ve güvenliği planları hazırlandı.

Yapılan keşif çalışmalarının ardından atıkların tamamen imha edilmesi aşamasına gelindi. Bu yıl sonuna kadar bertaraf ihalesinin gerçekleştirilmesi öngörülüyor.

UNDP Türkiye olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, yerel otoriteler ve firma sahibi ile iş birliği içerisinde sahanın insan sağlığı ve çevreye en az etki ederek bertarafını sağlamak için emin adımlarla ilerlediklerini  açıklıyorlar..

Uzman Görüşüne Göre KOK’un Son Durumu

Konuyla ilgili olarak  görüşüne başvurduğumuz Kocaeli Çevre  Mühendisleri  Odası  Başkanı Sait Ağdacı,bugün koruma tarım (merkim endüstriyel a.s.) depolarında bulunan DDT ve türevi BHC ile ilgili son bilgileri bizlerle paylaştı.

Kentimizde maalesef herkes her konuda “bilgili ” olduğu için bir dezenformasyondur gidiyor.  Şöyle ki; DDT ve BHC gibi bileşikler kullanımları 1970 li yıllardan itibaren hemen hemen dünyanın her ülkesinde yasaklanmış”ORGANOKLORLU” kimyasallardir.

Ulkemizde yasaklanması 1985 lere denk geliyor. Bu bileşiklerin ortak özellikleri, yağ dokuda birikmeleri, Hormon sistemlerini bozmalari, yarı ömürlerinin uzun olması,yarilandiklarindada zararlı bileşiklere donusmeleri (DDT,DDE,DDD dönüşümleri gibi) Hepsi zararlı.Bulastilarmi doğadan temizlenmeleri çok zor.ucucu özellikleri olup, atmosferin katmanları arasında dolasabilirler ve çok uzaklara tasinabilirler dedi.

Açıklamalarına devam eden Kocaeli Çevre  Mühendisleri  Odası  Başkanı Sait Ağdacı ;Düşük miktarları bile bir hayvanı , kuşu balığı öldürmese de calsiyum dengesini bozacagindan yumurtalarının oluşumunu,yani üremeyi engeller. Bu da neslin sona ermesi demektir. O nedenle çok küçük miktarlarda bulasmalari bile eko sistemde büyük zararlara yol açar.

Bu tür pestitler son derece zararlı olmakla birlikte ağır kansorejen değildir.Öncelikle yağ dokuya zarar verir,karaciğere de,böbreklere hasara sebep olur.Aşırı doz da ölümcüldür.

Depolanmamalari,uretilmemeleri ve derhal bertaraf edilmeleri gerekir. Benzeri kimyasalların halka nasıl zarar verdiğini merak edenler,Bhopal ve Seveso facialarini okusun. Şu anda ki duruma gelecek olursak; Depolarda 2218 ton saf kalıcı BHC ve DDT var.(DDT 80 ton)539 tonda contamine malzeme var.

Bu malzemenin bertarafi için UNDP ve ÇŞB devrede ve bu işlem için UNDP tarafından ÇŞB na aktarılan bütçe 3 milyon$(₺ değil) Depolardan 2013 yılından bu yana çıkan hiç bir malzeme yok.2013 öncesinde 543 ton Almanya’da bertaraf edilmiş. Şu anda UNDP tarafından saha Değerlendirme planı çıkarıldı.Operasyonel planlar oluşturuldu.

 

 

 

Bunlar KOK dediğimiz “kalıcı Organik Kirleticilerdir”(yani kesinlikle zararlıdır) Operasyonda; 1.nci aşama; 1/2/3 nolu depolarda bulunan 210 ton BHC ile 43 ton contamine atık içeride paketlenerek ve tüm nakliye, paketleme ve bertaraf ücreti MERKİM tarafından karşılanarak (tonu 1000$ dan fazla) İZAYDAS a gönderilecektir. Sartnamesini bizzat UNDP hazırlamaktadır. Bu işlem Basel sözleşmesi yönetmeliklerine göre%99.49 oranında geri dönüşümsüz şekilde bertaraf edilerek yapılacaktır.

Basel sözleşmesine göre Türkiye’de bu işi yapacak tek kurum İZAYDAS tır. İZAYDAS bu türden kimyasalları 5/6 ton/gün bertaraf kapasitesine sahip olmasına karşın 4 ton/gün olarak bertaraf edecek bu işlem Nisan ayı sonuna kadar bitecek.

Burada aslolan husus ekonomik olmasından ziyade işin teknik ve sorunsuz olarak ilerlemesidir. 2.nci Aşama; Nisan 2018 de geri kalan Malzeme için uluslararası ihaleye çıkılacak ve Temmuz gibi de bu 2000 tonun bertarafina başlanacak.

Bu malzemenin paketlenmesi ilk aşamada boşalan depolarda yapılacak ve bertarafi yapacak ülkeye transferi de 2 hafta gibi bir süre alacaktır. Tüm bertaraf aşamaları UNDP ve ÇŞB nın ekipleri tarafından denetlenecektir. Kısaca 2019 sonuna kadar bertaraf işlemi bitecek dedi.

Olayın  vahim tarafı,DDT ve türevi olan BHC’nin üretim,kullanım ve depolanması1985 Yılında yasaklanmasına karşın,1987 de depolama devam ediyor,yani  yasaktan sonra da Halil BEZMEN üretim ve depolamaya devam ediyor.Kaçısı 1993,bu süre zarfında da hiçbir işlem yapılmıyor.

Sözlerini Son olarak 5000 ppm in altına indirilmiş decontamine toprağın (zeminin)rehabilitesine başlanacak,depolar yıkılacak alan temizlenecek bu işlemler için de MERKİM UNDP ye taahhüt vermiş durumdadır. İşlemler bittiğinde yazılı rapor alınacaktır. Daha önce bertaraf edildiği söylenen 543 ton Stockholm sözleşmesine göre bertaraf edilmiş olup,1987_2010 tarihleri arasında hiçbir işlem YAPİLMAMİSTİR. 2015 itibariyle UNDP olaya müdahil olmuş ve her aşamada il çevre müdürlüğüne bilgi verilmesine rağmen bu konuda hiçbir açıklama yapılmamıştır diyerek açıklamalarını sonlandırmıştır.

 

 

 

Asli Cezanın Feri Cezaya da Teşmiline

Bir örnekle açıklamak gerekirse; Trafikte, Bir sürücü seyir halinde iken  hatalı bir şekilde yaya çarptığı zaman, TCK.na bir cezai hükmü vardır. bu Asli Ceza’dır.Hüküm geri bırakılsa da verilen cezai sürece de ehliyetin de geri alınmasına da Feri Ceza denir.Yani Bu2015   olay da feri ceza nerede,1987-2010 tarihleri arasında hiçbir işlem yapılmayanlar cezasız mı kalacak,2015 yılında  UNDP müdahalesi olmasa bu küresel sorunu nasıl halledecektik.

KOK’un Kanserojen  ve diğer  karaciğer.böbrek gibi organlara Etkisinin Araştırıldı mı?  :

KOK’un 2218 ton saf kalıcı BHC ve DDT var.Ayrıca (DDT 80 ton)539 tonda contamine malzemenin .bertaraf edilmesi 2019 yılının sonuna kadar sürecekmiş.Kok’un  toprak’ta,su da ,hava da etkilerinin de araştırılması gerekir.Alınacak numunelerinin tahlil edilerek Bölge Halkının sağlığı üzerindeki etkilerinin  araştırılması gerektiğine inanıyorum.

 

 

Kocaeli’de bulunan atıkların dünyanın tek yerde bulunan en yüksek KOK stoklarından birisi olması konuyu küresel anlamda önemli bir sorun haline getirdiğinden, Kocaeli Çevre ve Şehircilik Müdürlüğün de bugüne kadar ne işle yaptığını da merak ediyorum.

KAYNAK : https://undpturkiye.exposure.co/kueresel-sorun-yerel-coezuem-Kocaeli ÇMO

YAYINA HAZIRLAYAN: BÜLENT ÖZGEN-HABER MERKEZİ

Lütfen beğenin ve paylaşın

Author: BÜLENT ÖZGEN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki yazı ve görseller, kaynak belirtilmek koşuluyla izin almadan kullanılabilir.
top