ÖNEMLİ DENİZEL BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK ALANLARINDA İSTİLACI YABANCI TÜRLERİN TEHDİTLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Orman ve Su İşleri Bakanlığının yürütücülüğünde , Önemli Denizel Biyolojik Çeşitlilik Alanlarında İstilacı Yabancı Türlerin Tehditlerinin Değerlendirilmesi GEF-VI Projesi .Yerel Tanıtım Toplantısı 11 Nisan 2018 Balıkesir’de yapıldı.

 

“Önemli Denizsel Biyolojik Çeşitlilik Alanlarında İstilacı Yabancı Türlerin Tehditlerinin Değerlendirilmesi Projesi” kapsamında Balıkesir’de düzenlenen toplantıya Ayvalık Çevre Koruma Derneği üyeleri de katıldı. Ayvalık’ın denizsel biyolojik çeşitlilik alanlarında “İstilacı Yabancı Türlerin” tanınması ile ilgili yapılan sunum sonrasında Ayvalık Çevre Koruma Derneği adına Başkan Havva Taylan söz aldı. Kanalizasyon, deniz kirliliği, yasak ve vahşi avlanma, kafes balıkçılığı, denizlerde sedimantasyon birikintisi ile ilgili sorunları gündeme getiren Havva Taylan, projenin Ayvalık ayağında dernek olarak destek vermeye hazır olduklarını belirtti. Denizlerimizi tehdit eden türler hakkında bilgilendirme yapılan toplantıda konular tutanağa şu şekilde geçti:

Orman ve Su İşleri Bakanlığı 2. Bölge Müdürlüğünün 02.04.2018 tarihli yazısıyla:

“Önemli Denizel Biyolojik Çeşitlilik Alanlarında İstilacı Yabancı Türlerin Belirlenmesi Projesi Toplantısı”na 11 Nisan 2018 günü saat 9.30’da Balıkesir İli Otel Basri toplantı salonuna Ayvalık Çevre ve Güzelleştirme Derneği olarak davet edildik.

Toplantı Gündeminde;

  • GEF (Küresel Çevre Fonu)
  • UNAP (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı)
  • Proje Amaçları ve Faaliyetleri
  • Pilot Alanlarda Neler Yapılmalı?

Konuları belirlendi.

İlk olarak proje sorumlusu “Denizel Alanlarda İstilacı Türler” ile ilgili Su Ürünleri Mühendisi Hatice Şahin;

“Son yıllarda insan, bitki ve hayvan hareketlerinin hız kazandığını, Süveyş Kanalı’nın açılması neticesinde, iklim değişikliğinin etkisiyle, denizlerimizde yeni türlerin yerleşmesi kolaylaşmıştır.”

“Özellikle 40-50 yılda gemilerden atılan balast ile istilacı türler yayılma göstermiştir. Kuzey Ege ve Marmara’ya özgü türlerin yok olacağı, yerini Kızıldeniz canlılarına bırakacağı, balık stoklarının azalacağı, balıkçılık ve biyoçeşitliliğin zarar göreceği kaçınılmazdır. Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla 790 balık türü Akdeniz’e girmiştir. Bu nedenlerle “İstilacı Yabancı Türler” günümüzde hem biyoçeşitlilik ve ekosistem hizmetleri, insan sağlığı açısından son derece önemlidir.”

“Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN) tarafından dünyanın en kötü 100 istilacı yabancı türlerinden 14 tanesi Türkiye’de bulunmaktadır. Yine aynı kurum, Türkiye kıyıları ve sularının daha başka istilacı türlere karşı tehdit altında olduğunu belirtmiştir” dedi.

Proje sunucusu Su Ürünleri Mühendisi Bahtiyar Kurt proje ile ilgili:

Proje yürütücüleri

  • Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü
  • Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNAP)
  • Küresel Çevre Fonu (GEF)

“Projenin çalışma alanlarında Ayvalık Adaları Tabiat Parkı Balıkesir İlinde öncelikli olarak programa dahil edilmiştir. Proje beş yıllık çalışma takvimine bağlanmıştır.”

“2018 yılında yürütme kurulunun başlıca görevleri:

  • İstilacı Yabancı Türler konusunda etkin ulusal politika oluşturulması
  • Bilgi ve veri paylaşım sisteminin oluşturulması
  • İstilacı yabancı türlerin girişinin engellenmesi, giriş yapmış türlerin yok edilmesi, kontrol edilmesi, sürdürülebilir yönetim sağlanmasıdır.

Ayvalık Adaları Tabiat Parkı ve Çevresinde denizel alanlarda önemli tespit edilmiş istilacı tür olarak

  • KATİL YOSUN: Caulerpa taxifolia

Doğal Yayılışı: Hint Okyanusu, Süveyş Kanalı vasıtasıyla girmiştir.

En istilacı, en kötü 100 istilacı türler arasında bulunmaktadır.

Etkileri: Çok baskın bir tür olduğundan bulunduğu bölgede yaşayan canlılara özellikle de zeminde bunlara pek yaşama şansı bırakmamaktadır. Bu yosunu balıklar da tüketmez. Deniz çayırının (Posidona spp) yok olmasına neden olmaktadır. Bir parçası sökülüp su dışında kalsa da bir haftadan fazla hayatta kalabilmektedir.

  • BALON BALIĞI: Lagocephalus sceleratus

Doğal Yayılış Alanı: İndo-Pasifik kökenli bir türdür.

Türkiye’ye Yayılışı: Süveyş Kanalı yoluyla göç etmiştir.

Etkileri: Etçil olan balon balığı, küçük boylarda iken kabuklularla, büyüdükçe yumuşakçalarla beslenmektedir. Özellikle kalamar, ahtapot ve mürekkep balığı türlerini yok etmektedir. Ekonomik ve ekolojik zararları yanı sıra dokularında “tetrodotoxin” (TTX) adı verilen nörotoksin bulundurmalarından dolayı insan sağlığına zararlı olup Japonya’da yöre halkında fazla tüketiminden dolayı titreme nöbetleri yoğun olarak görülmüştür. Bu toksin siyanürden 1000 kat daha fazla zehirli olduğu bilinmektedir.

  • DENİZ SALYANGOZU: Rapana venosa 

Doğal Yayılış Alanı: Asya suları, Japon-Çin Denizi

Geçiş Yolu: Japon Denizi’nden gemilerin balast sularıyla gelmiştir.

Etkileri: Midye, istiridye ve diğer yumuşakçalarla beslenir. Düşmanın olmaması nedeniyle aşırı çoğalma gösterir.

  • TARAKLI MEDÜZ, KAYKAY: Mnemiopsis leidyi

Doğal Yayılış Alanı: Güney ve Kuzey Amerika

Geliş Yolu: Gemilerin balast sularıyla gelmiştir.

Etkileri: Zooplanktonların başlıca avcılarından biridir. Karadeniz’de hamsinin azalmasında önemli rol aldığı görülmektedir. Zooplankton, ihtiyoplanktonla beslenen balık stokları büyük değişim geçirmiştir. Denizdeki biyokütlenin hızlı bir şekilde azalmasına neden olmaktadır.

İstilacı türlerin tanıtılmasından sonra Sivil Toplum Kuruluşlarının görüşleri soruldu. Söz alan Ayvalık Çevre ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Havva Taylan:

  • Deniz Hıyarı (veya Patlıcanı) avlanmasında ekolojik yapı bozularak vahşi avlanmanın bitirilmesi çıkarılmasının yasaklanmasını,
  • Kanalizasyonun denize drenajına son verilmesini, bir an önce, yaklaşık 1,5 senedir çalışmayan insan ve çevre sağlığı hukuku nedeniyle çalıştırılmasına,
  • Bu zamana kadar yanlış yapılaşma sonucunda Karakoç Deresi’nin yatağında yapılan çalışmalarla kıyı ekosisteminin bozulduğunu, aynı bölgede içme suyu barajı yapıldığında bölge ekolojisinin değişeceği, zeytinlik alanlarının yok olacağı, iklim sisteminin ve ekosistemin değişeceği istilacı türlerin çoğalması için zemin hazırlayacağını,
  • Denizlerde özellikle Adalar Bölgesi’nde “Örtifikasyon istasyonları” kurulmasını
  • Kırmızı mercanlar sıralamasında Kızıldeniz’den sonra Ayvalık ikinci sırada yer almaktadır. Kırmızı mercanlar, Ayvalık Adaları Tabiat Parkı ve denizel biyolojik çeşit açısından önemlidir. Kırmızı mercanların tehdit altında olduğu, kabuklu türlerde azalma meydana geldiği, Ayvada kabuklu türlerinin risk altında olduğu,
  • Dip sedimantasyon analizlerinin yapılarak iyileştirme çalışmalarına akademik kuruluşlardan destek alınmasına,
  • Ayvalık Adaları Tabiat Parkı Türkiye’nin büyük tabiat parkı olup, karasal ve denizsel özellikleriyle korunması, sürdürebilirliğin sağlanarak koruma yerine getirilmesini,
  • Proje için Ayvalık yerelinde sorunların çözümü, sürdürülebilir yönetim sağlanması, iyileştirme çalışmaları yapılmasında derneğimiz adına her türlü katkı yapılacağını belirtmiştir.

Balıkesir Üniversitesi’nden Biyolog Yrd. Doç. Dilek Türker öğrencileri ile çalışmalarını Ayvalık ve Edremit Körfezi’nde sürdürdüğünü, bu çalışmalarda;

  • Deniz akıntılarının çok az olduğu, deniz tahribatında iyileşmenin çok alacağını, doğal resiflerin hızla yok olduğunu,
  • Duba (Ayvalık-Cunda) yolu üzerinde yapılan köprünün yanlış yapıldığını,
  • Denizel çalışmalarda istenildiğinde öğrencileri ile birlikte akademik yardım yapabileceğini, yeni bilgileri paylaşacağını belirtmiştir.

Toplantıya;

  • Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü
  • Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Birimleri
  • Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Birimleri
  • Sahil Güvenlik
  • Jandarma Genel Komutanlığı
  • Balıkesir ve Bandırma Üniversiteleri
  • Sivil Toplum Kuruluşları

Türkiye Tabiatını Koruma Derneğinin Ayvalık Temsilcisi Bülent ÖZGEN’de, Burhaniye Doğa Koruma ve Milli Parklar Şefliğine  yazılı olarak sunduğu katkıda şu  konuları gündeme getirdi.

2009-2014 yılları arasında yapılan Türkiye’nin Deniz ve Kıyı Alanları Sisteini Güçlendirme Projenin sahibi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı idi. Bu Bakanlığın 5 korunan alanında çalışmalar yapıldı. Bununla birlikte Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın ise Ayvalık Adaları Tabiat Parkı’nda da çalışmalar  yaptı. Proje çerçevesinde yapılaan çalışmalar kapsamında Ayvalık ile ilgili üç temel çalışma yapılmıştı:

  1. Denizel Biyolojik çeşitlilik çalışması (aşağıdaki bağlantıdan rapora ulaşabilirsiniz),

http://dcm.dka.gov.tr/App_Upload/20_Ayval%C4%B1k%20Adalar%C4%B1%20Tabiat%20Park%C4%B1%20Denizel%20Biyolojik%20%C3%87e%C5%9Fitlilik%20%C3%87al%C4%B1%C5%9Fmas%C4%B1%20Final%20Raporu.pdf

  1. Deniz ekosistem hizmelterini değerlemesi çalışması (aşağıdaki bağlantıdan rapora ulaşabilirsiniz),

http://dcm.dka.gov.tr/App_Upload/13_Economic%20Analysis%20of%20Ayvalik%20Adalari%20Nature%20Park.pdf

  1. Ekonomik faaliyetler listesi (aşağıdaki bağlantıdan rapora ulaşabilirsiniz)

http://dcm.dka.gov.tr/App_Upload/15_T%C3%BCrkiye%E2%80%99nin%20Ege%20K%C4%B1y%C4%B1lar%C4%B1ndaki%20Deniz%20ve%20K%C4%B1y%C4%B1%20Koruma%20Alanlar%C4%B1nda%20Geli%C5%9Ftirilebilecek%20S%C3%BCrd%C3%BCr%C3%BClebilir%20ve%20%C3%87evre%20Dostu%20Ekonomik%20Faaliyetler%20Listesi.pdf

Bu raporların sonuç bölümlerinde Ayvalık’ta yapılması gerekenler uzmanlar tarafından kalem alınmıştı.Rapor halen geçerliliklerini korumaktadır.

Genel olarak Ayvalık’ta yapılması gerekenler şunlardır:

  1. Tabiat Parkı şeflik ofisinini Ayvalık’ta faaliyet göstermesi.
  2.  En son denizel biyolojik çeşitlilik çalışması bilgilerini de bu rapor ve planda dikkate alınması.
  3. Doğal SİT değerlendirme çalışmalarının ve yeniden statü güncellenmesi çalışmasının takip edilmesi. Bilimsel bilgiler ışığında görüş sunulması

2009-2014 yılları arasında projede yapılan çalışmaların ve TÜDAV’ın 20 nci yılında yayınladığı bilimsel raporun da bu projeye katkısı olacağı değerlendirilmektedir.Ayrıca 2009-2014 yılları arasındaki proje ile ilgili olarak ; bugüne kadar Orman ve Su İşleri Bakanlığınca neler yapıldığının açıklanması beklenilmektedir.

 

 

Proje ne hakkında   ?

8.333 km uzunluğundaki kıyı şeridi ile Türkiye’nin dört büyük denize kıyısı bulunmaktadır. Bunlar; Akdeniz, Ege Denizi, Marmara Denizi ve Karadeniz’dir. Bu engin denizel ekosistemler, Türkiye genelindeki zengin denizel biyolojik çeşitliliğin devam etmesini sağlamaktadır. Türkiye’nin denizlerinde toplam 5.000’e yakın bitki ve hayvan türü tespit edilmiştir.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı (OSİB) tarafından İstilacı Yabancı Türler (İYT),Türkiye’nin denizel biyolojik çeşitliliğine yönelik en önemli tehditlerden biri olarak belirlenmiştir. Türkiye kıyılarında yaklaşık 450 İYT bulunduğu bildirilmektedir.

İYT’nin Türkiye denizlerine iki ana geliş yolu bulunmaktadır. Bunlardan ilki Süveyş Kanalı, diğer ise “gemi yoluyla ulaşım”dır (örn. balast suyu).  Deniz sularında bulunan İYT’ye ilişkin olarak 2011 yılında yayımlanan ulusal değerlendirme çalışmasında, Türkiye kıyı sularında bulunan İYT’nin %66’sının Süveyş Kanalı yoluyla geldiği, %30’unun ise gemi ulaşımı vasıtasıyla taşındığı belirtilmiştir.

Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nde (BÇS) yer verilen İYT ile mücadele kapsamında, proje stratejisi önleme, kontrol ve azaltma aşamalarından oluşan üç basamaklı bir hiyerarşik yaklaşım benimsemiştir. Projenin uzun vadedeki hedefi, Türkiye’nin küresel açıdan büyük önem taşıyan yerel denizel biyolojik çeşitliliğini desteklemek amacımyla İYT’nin olumsuz etkilerinin en aza indirmektir.

Proje ile İstilacı Yabancı Türlerin önlenmesi, tespiti, kontrolü ve yönetimi alanında yatırım yapılması ve ilgili kapasitenin güçlendirilmesi yoluyla denizel ve kıyısal ekosistemlerin direncinin artırılması hedeflenmektedir.

Mevcut durum nedir?

Türkiye’nin denizlerinde toplamda 5.000’e yakın bitki ve hayvan türü tespit edilmiştir. Tespit edilen 472 deniz balığı türünün %50’sinin çeşitli tehditler nedeniyle azalma riskiyle karşı karşıya olduğu düşünülmektedir. Türkiye’nin Ege ve Akdeniz kıyılarındaki biyolojik çeşitliliğin daha fazla olmasına karşın, tarih boyunca Karadeniz’in daha üretken balık yataklarına ev sahipliği yaptığı bilinmektedir.

Karadeniz’in tuzluluk oranı daha düşüktür (yüzeyde ‰18) ve barındırdığı tür sayısı, Ege Denizi ve Akdeniz’in tuzlu sularında (> ‰34) yaşayan tür sayısının yalnızca %20’sine tekabül etmektedir. Çeşitlilikteki bu fark kısmen Karadeniz’in kıta sahanlığının oldukça dar olmasından kaynaklanmaktadır; ayrıca, dip canlılarını sayı ve çeşit yönünden sınırlayan hidrojen sülfür nedeniyle derin sular (>150 m) azoik özelliktedir.

Ege Denizi ve adaları, deniz çayırları ve yosunların (Posidonia oceanica ve Cystoseira türleri) baskın olduğu mikro-habitatlar dâhil olmak üzere, ekosistemin sürdürülebilirliği açısından önemli bir rol üstlenen çok sayıda mikro-habitata ev sahipliği yapmaktadır.

İstilacı Yabancı Türler (İYT), Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından Türkiye’nin biyolojik çeşitliliği ve kıyısal gelişimini etkileyen en önemli tehditler arasında gösterilmekte ve bu türler ülkenin denizel ve kıyısal biyolojik çeşitliliğinde meydana gelen kayıpların önde gelen nedenlerinden biri olarak görülmektedir.

Bu zafiyet esasen, Türkiye’nin endemizm oranı yüksek olan, fakat aynı zamanda İYT girişi bakımından yüksek risk taşıyan üç farklı deniz ile çevrili olmasından kaynaklanmaktadır. Şu anda Türkiye kıyılarında yaklaşık 450 İYT, Karadeniz’in Türkiye tarafında ise 21 tür bulunduğu bildirilmiştir.

 

 

İYT’nin Türkiye denizlerine iki ana geliş yolu bulunmaktadır. 1- 1869’da açılan Süveyş Kanalı ve “gemi yoluyla ulaşım” (genellikle balast suyunun taşınmasıyla geldikleri bilinmektedir; ancak, gemilerin dış kısmına yapışarak veya gemi kaynaklı başka yollarla gelmeleri de mümkündür).  Deniz sularında bulunan İYT’ye ilişkin olarak yayımlanan ulusal değerlendirme çalışmasında (Çınar ve diğerleri, 2011), Türkiye kıyı sularında bulunan İYT’nin %66’sının Süveyş Kanalı yoluyla geldiği, %30’unun ise gemi ulaşımı vasıtasıyla taşındığı belirtilmiştir.

Değerlendirmede, türlerin çoğunluğunun (306 tür, toplam tür sayısının %76’sı) istila ettikleri alana yerleştiği, 59 türün (%15) “geçici” , 23 türün (%6) “belirsiz”, 13 türün (%3) ise “kriptojenik” şeklinde sınıflandırıldığı ifade edilmektedir. 1991 ile 2010 yılları arasında her 4 haftada bir yeni bir yabancı tür Türkiye kıyılarına ulaşmıştır. Yabancı türlerin çoğunluğu (319 tür), sığ sulardaki (0-10 m) yumuşak substratum (198 tür) üzerinde bulunmuştur

Caulerpa cylindracea, Amphistegina lobifera, Amphisorus hemprichii, Rhopilema nomadica, Mnemiopsis leidyi, Hydroides türleri, Ficopomatus enigmaticus, Charybdis longicollis, Rapana venosa, Asterias rubens, Siganus türleri ve Lagocephalus sceleratus gibi bazı türlerin oldukça istilacı bir yapıda olduğu ve hem hâkim ekosistemler hem de insanlar üzerinde önemli etkileri bulunduğu bilinmektedir.

Türkiye nasıl faydalanıyor?

Proje kapsamında; ekosistemleri, habitatları veya türleri tehdit eden İYT’nin önlenmesi, kontrolü ve etkilerinin azaltılmasına yönelik 15 rehber ilke barındıran üç basamaklı hiyerarşik bir yaklaşım benimsenmiştir. Bu yaklaşımın hedefi, İYT’nin önlenmesi, kontrolü ve azaltılması, ekosistemler ve türler üzerindeki olumsuz etkilerinin asgari düzeye indirilmesidir. Bu yaklaşımlardan her birinin uygulanma biçimi, her bir İYT’nin ve etkilenen yerel türün kendine has özelliklerine ve ilgili habitata göre değişiklik gösterecektir.

Değişim kuramının ilk bölümünün, gelecekte yeni İYT’nin Türkiye’nin deniz sularına giriş oranında doğrudan düşüş sağlaması beklenmektedir.  Bu hedefe ulaşmak için, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin Balast Suyu Sözleşmesi ve Ulusal Balast Suyu Yönetim Stratejisi’ni uygulama kapasitesi güçlendirilecektir. Balast suyunun izlenmesi ve kontrol edilmesi, yeni İYT girişine ilişkin riski önemli ölçüde azaltacaktır.

 

 

Giriş yapan denizel İYT sayısında düşüş sağlanması ile hem yerel biyolojik çeşitlilik üzerinde görülen olumsuz etkilerde hem de bunların Türkiye kıyılarında meydana getirdiği olumsuz ekonomik ve toplumsal etkilerde azalma görülecektir.

Değişim kuramının ikinci bölümü, Türkiye’de hâlihazırda mevcut olan İYT’nin kontrol altına alınmasına odaklanmaktadır. Proje, bu strateji çerçevesinde çok sayıda çıktıya işaret etmekte ve BÇS’nin rehber ilkelerinin çoğunluğunu kapsamına dâhil etmektedir. Proje Türkiye’ye kıyısı bulunan dört büyük deniz -Karadeniz, Marmara Denizi, Ege Denizi ve Akdeniz (Doğu Akdeniz alt bölgesi)- arasında dağılmış olan önemli denizel ekosistemlerdeki dört alanda kontrol tedbirlerine yönelik pilot uygulamalar yürütecektir.

Stratejinin kontrol bölümü hem ulusal hem de yerel düzeyde hayata geçirilecektir. Ulusal düzeyde, proje ulusal kilit paydaş niteliğindeki tüm kurumların yer alacağı bir kurumlar arası eşgüdüm mekanizması ihdas ederek Türkiye’nin tamamında denizel İYT’nin kontrol edilmesine ilişkin ulusal kurumsal eşgüdümün güçlendirilmesini sağlayacaktır.

Bu kapsamda öncelikle OSİB, UDHB ve GTHB’nin yanı sıra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı ile ortak çalışmalar yürütülecektir. Aynı zamanda, proje çerçevesinde denizel İYT ile mücadele konusunda ulusal bir strateji geliştirilecek ve bu stratejinin Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı ile entegrasyonu sağlanacaktır.

Denizel İYT ile mücadele ulusal stratejisinin ilgili bölümlerinde toplumsal cinsiyet eşitliğine ilişkin endişelere de yer verilecektir. Ayrıca, proje kapsamında kilit paydaşların denizel İYT’nin durumu konusundaki anlayışını geliştirmek ve denizel İYT alanındaki yönetmelik ve diğer kontrol tedbirlerinin hayata geçirilmesine ilişkin kapasiteyi güçlendirmek amacıyla, denizel İYT ile ilgili bilgi yönetiminin iyileştirilmesi sağlanacaktır.

 

 

 

 

Bölge düzeyinde, proje (kadın kuruşlarının temsilcileri de dâhil olmak üzere) yerel kilit paydaşların tamamının görev alacağı denizel İYT yönetim planları hazırlayacaktır. Proje kapsamında, eğitim ve yönetim usul ve mekanizmalarının geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütülerek hem ulusal hem de yerel düzeyde İYT yönetim ve kontrolüne yönelik kapasite güçlendirici desteğin ve gerekli donanım sağlanacaktır.

Projenin eğitim ve farkındalık faaliyetleri çerçevesinde hem önleme hem de kontrol stratejileri uygulanacak; bu stratejiler sayesinde denizel İYT sorununa ilişkin anlayış geliştirilecek ve yerel yönetimler, hedef kullanıcı grupları ve kamuoyu nezdinde denizel İYT ile mücadelede kullanılacak araçların bilinirliği arttırılacaktır.

Son olarak, proje kapsamında denizel İYT’nin olumsuz etkilerinin azaltılmasına yönelik doğrudan kontrol tedbirleri hayata geçirilecek ve yerel biyota ve ekosistemler güçlendirilecektir. Doğrudan kontrol tedbirleri, pilot uygulamaları proje tarafından gerçekleştirecek olan mali teşvik mekanizmaları vasıtasıyla hayata geçirilecek; bu mekanizmalar, yerel biyoçeşitlilik ve ekosistemleri önemli ölçüde olumsuz yönde etkileyen ve proje kapsamında hedef alınan denizel İYT’nin fiziki olarak bertaraf edilmesi amacıyla yerel kaynak kullanıcıların gayretlerinden faydalanılmasını sağlayacak şekilde yapılandırılacaktır.

Bu gayretler çerçevesinde öncelikle deniz salyangozu (Rapana venosa), Kuzey Atlantik denizyıldızı (Asterias rubens) ve aslan balığının (Pterois türleri) ele alınacağı tahmin edilmektedir.

 

 

BÜLENT ÖZGEN-HABER MERKEZİ-KARADİKEN.ORG.

Lütfen beğenin ve paylaşın

Author: BÜLENT ÖZGEN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki yazı ve görseller, kaynak belirtilmek koşuluyla izin almadan kullanılabilir.
top