FIRAT’IN KAYIKLARI YALNIZ TÜRKÜLERDE KALDI !

Bugün üzerlerine köprüler yapmakla övünülen Anadolu’nun nehirleri, çok değil 50-60 yıl öncesine kadar önemli birer su yoluydu. Çoruh, Sakarya, Dicle, Fırat, Köprüçay, Menderes ve bir uçtan diğerine Anadolu’nun onlarca ulu nehri, binlerce yıllık yaşamı kolaylaştırma işlevini sürdürdü durdu. Nehirlerin hep selle, taşkınla ve ölümlerle anılması, çoğunlukla insanın onları kullanımıyla ilgiliydi
1911 yılında Birecik tersanesi ve limanı.jpg
                                                             (Birecik, 1911 yılında, Gertrude Bell arşivi)
Aynı coğrafya üzerinde büyüyen ve dünyaya hükmeden Hititler, Bizanslılar, Selçuklular kendi dönemlerinin lideri olmayı başardılar. Aynı çizgide ilerleyen Osmanlı’yı ‘ecdat’ olarak görüp kendine siyasi malzeme devşiren bugünün iktidarı ise coğrafyayı sadece betonla doldurmakla meşgul.
FIRAT’IN KALBİNDE BİR LİMAN KENTİ: BİRECİK
Anadolu’nun kuzeydoğusundan, Ağrı ve Erzurum’daki kaynaklardan doğan ve Güneybatı Asya’nın en büyük akarsuyu olan Fırat Nehri, bir zamanlar su yolu taşımacılığının önemli bir merkeziydi. Orta Fırat Havzası’nda yer alan Birecik ise nehir taşımacılığının üssü olan önemli bir yerleşimdi.
 
BİRECİK LİMANINDAN BAĞDAT’A HUBUBAT TAŞINIYORDU
Kervan yollarının üstündeki Birecik’in, Fırat Nehri kenarında kurulmuş önemli bir ticaret ve su yolu taşımacılığı merkezine dönüşmesini sağlayan sahip olduğu nehir limanıydı. “Tüccarlar mallarını Halep ve diğer yerlerden Birecik’e getiriyorlar, buradan da gemilerle Bağdat’a sevk ediyorlardı. Ayrıca bu mallardan gümrük vergisi de alınıyordu. Fırat su yolu nakliyesinde zahire (buğday vb.) sevkıyatı çok önemliydi. Bağdat, Basra ve civarlar sürekli hububat tüketen yerler olduğu için buraların ihtiyacı olan hububat, Diyarbakır, Rakka ve Musul civarından tedarik edilerek su yoluyla bölgeye gönderiliyordu. Yapılan bu nakliyatın merkezi Birecik’ti.
Birecik 1911 tarihinde.jpg
Birecik 1911 yılında nehir taşımacılığı.jpg
                                        (Birecik’te yolcu ve yük taşımacılığında kullanılan kayıklar. 1911, Gertrude Bell arşivi)
BİRECİK TERSANESİNDE YÜZLERCE GEMİ İNŞA EDİLİYORDU
Birecik limanı aynı zamanda askeri malzemelerin de nakledildiği bir merkezdi. Cezire bölgesinde çıkan bir kargaşayı önlemek amacıyla 1565 yılında Birecik’ten 500 küçük gemiyle top ve benzeri askeri malzemeler Fırat nehri üzerinden bölgeye taşınmıştır. Birecik Fırat nehri üzerinde önemli bir liman olunca buraya bir de tersane kuruldu. 1565’ten itibaren varlığı bilinen tersanede, 18. yüzyılın ortalarına kadar faaliyetini sürdürmüştür. Yalnızca 1565’te 150 gemi inşa edilen tersanede ilerleyen dönemlerde yüzlerce gemi inşa edilmiş.”
Birecik limanı 1900'lerin başı.jpg
                                                                (Birecik limanında kayıklar, 1900’lerin başları)
 
İNGİLİZLER İKİ BUHARLI GEMİYLE BİRECİK’TEN BASRA’YA İNDİ
Hindistan ticaret yolunu kısaltmak isteyen İngilizler, Fırat Nehri’nden Basra Körfezi’ne buharlı gemilerle ulaşım sağlamak için 1836’da iki gemiyle bir sefer düzenlediler. Euphrates (Fırat) ve Tigris (Dicle) adını verdikleri iki buharlı gemiyle Birecik’ten Basra Körfezi’ne kadar süren seferle, Fırat’ın su yolunun kullanılarak doğuyla batı arasındaki ticaret yolunun, bir başka deyişle sömürge yolunun kısaltılması hedeflenmişti.
İngilizlerin yaptığı Fırat ve Dicle gemileri Birecik açıklarında Fırat nehrinde.jpg
                                           (İngilizlerin yaptığı Fırat ve Dicle gemileri Birecik açıklarında Fırat nehrinde, 1836)
 
BİRECİK LİMANINDA KALKÜTA YOLCUSU BİR ÇİFT
14 Mart 1836’da Birecik’e gelen Alman doğabilimci Doktor Johann Wilhelm Helfer ve eşi Barones Pauline Desgranges’in amacı Hindistan’da bir kent olan Kalküta’ya seyahat etmekti. Birecik limanında bekleyen İngiliz buharlı gemisinin yolcuları arasında bulunan Helfer, limanda karşılaştıkları manzarayı şöyle anlatıyor: “Her yerde Türkler ve Hristiyanlar görülüyordu. Ellerinde çeşitli eşyalar acele ediyorlardı. Nehir kıyısına dağılmış eşyalar arasında körükler, tekerlekler, sandıklar, sandıklar, çadır direkleri ve büyük miktarda keresteler vardı.”
Birecik 1911'de.jpg
                (1911’de Birecik’ten Fırat’ı geçen İngiliz Arkeolog ve tarihçi Gertrude Bell’in beraberindekilerin bavulları kayıklarla taşınıyor)
 
‘FIRAT VE DİCLE BUHARLI GEMİ ŞİRKETİ’ KURULUYOR
İngilizlerin Fırat ve Dicle gemileriyle yaptıkları ilk büyük sefer, fırtına dolayısıyla hüsranla sonuçlandı. İngilizlerin Fırat’ın suları üzerinde 1400 kilometre boyunca güneye doğru yaptıkları Mezopotamya seferi ilerleyen yıllarda trajedi olarak tanımlanacaktı. 1841’de Fırat’ta girişilen bir başka su yolu seferi de hat boyunca yapılmaya başlanan pek çok baraj yüzünden verimli olmadı. 1861 yılında ‘Fırat ve Dicle Buharlı Gemi Şirketi’ adıyla bir taşımacılık şirketi kuran İngilizlerin bu girişimleri de fazla uzun sürmedi.
Birecik 1911 yılında.jpg
                                                                                        (Birecik 1911)
 
SÜVEYŞ KANALI AÇILINCA FIRAT’TAKİ GİRİŞİMLER RAFA KALKTI
1869’da açılan Süveyş Kanalı, 1888’de uluslararası deniz taşımacılığına açılınca İngilizlerin Fırat üzerinden yapmayı planladıkları Mezopotamya su yolu projesi rafa kaldırıldı. Ancak Birecik limanından sürdürülen taşımacılık bir süre daha bölge için önemini sürdürdü. Bağdat Demiryolu’nun açılması ve kara yolu taşımacılığının yaygınlaşmasıyla kervan yollarının üzerinde bulunan Birecik’le birlikte liman da giderek önemini yitirdi. Bugün yalnızca turistik amaçlı gezi teknelerinin bulunduğu Birecik, Fırat kıyısındaki eski görkemli günlerini arıyor.
Fırat'ta nehir taşımacılığı.JPG
Birecik'te nehir taşımacılığı.JPG
 
SU KÜLTÜRÜYLE BİRLİKTE SU KENTLERİNİ DE YİTİRDİK
Anadolu’nun nehirleri binlerce yıldır yalnızca ‘su kaynağı’ olarak değil, taşımacılıktan değirmenlere bir çok alanda yaşamı kolaylaştırıyordu. Bu yanıyla binlerce yıllık su kültürü ve kentlerin suyla ilişkisi son 50 yılda yitirilen değerlerin başında geliyor. Suların üzerine köprü ve barajlar yapmakla kısa vadeli kalkınma düşleri kuran iktidarlar eliyle Anadolu’nun binlerce yıllık tarihi ve kültürel coğrafyası da bütün üretim olanaklarıyla birlikte yok ediliyor.
Fırat'ta teknelerle taşınan otomobiller.JPG
 
FIRAT’IN KAYIKLARI YALNIZ TÜRKÜLERDE KALDI
Anadolu’nun nehirleri hiç bir zaman bu günkü kadar insansız ve anlamsız, insanı da nehirsiz ve deresiz kalmamıştı. ‘Turistik’ gezi teknelerini saymazsak Fırat’ın kayıkları bugün yalnızca türkülerde kaldı. Bir de her ikindi vakti gümüşi bir renge bürünen Fırat’ın sularını yamaçlardaki taş evlerinin penceresinden sessizce seyrederek zamanın kaydını tutan o ihtiyarların gönlünde…
 
KAYNAK  :  https://gazeteciyazaryusufyavuzblog.wordpress.com/2018/06/03/anadolu-nehirlerinde-gemilerin-yuzdugu-bir-cografyaydi/
YAYINA HAZIRLAYAN : BÜLENT ÖZGEN-HABER MERKEZİ
Lütfen beğenin ve paylaşın

Author: BÜLENT ÖZGEN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki yazı ve görseller, kaynak belirtilmek koşuluyla izin almadan kullanılabilir.
top