NİLÜFER KENT KONSEYİNİN DÜNYA ÇEVRE GÜNÜNDE BASIN AÇIKLAMASI

Nilufer Belediyesi Kent Konseyinin; 5 Haziran Dünya Çevre Gününde Nilüferin çevre sorunları ile sunumu ve  Basın açıklaması yapılmıştır.

 

Bugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü. Bu vesileyle  ekoloji, doğa ve çevre yolunda birlikte mücadele ettiğimiz dostlarımıza teşekkür ediyorum.

Bugün, 5 Haziran’ın Dünya Çevre Günü olarak kutlanmasına sebep olan 1972 Stockholm İnsan ve Çevre Konferansı’nın, yani dünyanın ilk Birleşmiş Milletler çevre zirvesinin 46. yılı. Yani dünya 46 yıldır çevre gününü kutluyor. Ama son 46 yıldır, insanlığın üzerinde yaşadığı gezegene, kendi hırsları ve açgözlülüğü nedeniyle ödettiği bedel de giderek büyüyor.

Dünyanın en önemli bilim insanlar;, eğer böyle gelmiş böyle gider demeye devam edersek, küresel ısınma, kuraklık, iklim felaketleri, ormansızlaşma, canlı türlerinin ve biyoçeşitliliğin ortadan kalkması ve ekolojik krizin geri dönülmez noktaya gelmesi nedeniyle, önümüzdeki yıllarda üzerinde yaşayabileceğimiz özelliklere sahip bir dünyanın kalmayacağını net bir şekilde belirtiyorlar,

Eskiden bunun için vadeyi yüzyılın sonu olarak veren bilim insanları, artık bu kadar iyimser değiller. Bu kafayla gidersek, bir 46 yıl daha Dünya Çevre Günü kutlamanın mümkün olup olmayacağını bilmiyorlar. Çünkü bilim insanlarına göre iklim değişikliği nedeniyle dünya 2050’ye kadar ortalama 2-3 derece ısınacak, ortalığı sel alacak, tarımsal üretim düşecek, denizlerde balık kalmayacak, iklim değişikliğinin gıda krizi, açlık ve iklim göçleri gibi sosyoekonomik sonuçları dünyamızı bugünkünden çok daha ağır ve yaşamsal krizlere sürükleyecek.

 

 

Yine de Dünya Çevre Günü’nün bundan tam 46  yıl önce, mevcut ekonomik büyüme modelinin hem kaynakların tükenmesine yol açacağını, hem de atıklarıyla doğayı tahrip ederek yeryüzünü yaşanmaz bir gezegen haline getireceğini söyleyen bilim insanlarının öncülüğünde, Birleşmiş Milletler tarafından toplanması ve yaşamın, doğanın ve insan uygarlığının sürdürülebilir olmasını sağlamak için hedefler belirlenmesi son derece önemli.

Ancak maalesef insanlığın kendi geleceğini, tüm canlılarla birlikte yok etme kararlılığı sürüyor. Ne yazık ki insanlığı doğayla birlikte kendi geleceğini de kurtarabileceği konusunda henüz ikna edebilmiş değiliz. Umarım çok geç kalmayız.

İnsanı doğadan koparan, iklimi değiştiren ve ekolojik krizi derinleştiren şey, büyüme saplantısıyla gözü dönmüş, kârdan başka bir hedef gözetmeyen ve her alanda eşitsizliği, adaletsizliği körükleyen endüstriyalist sistemdir. Bugün bizler ekolojik krizden cinsiyet eşitsizliğine, yoksulluktan savaşlara kadar aşırı tüketime dayalı endüstriyel kapitalizmin derinleştirdiği tüm kötülükleri ortadan kaldırmak için mücadele ediyor, çevre meselesi diye küçümsenen ve siyasetin ilgi alanından çıkarılmaya çalışılan bu sorunların aslında bir sistem sorunu olduğunu vurguluyoruz.

 

 

Öte yandan iklim değişikliğine neden olan sera gazlarının atmosfere salımını son 20 yılda dünya rekoru kıracak kadar artıran iklime, çevreye ve sağlığa en fazla zarar veren kömürlü termik santrallerden 50 tane daha yapılması için izin vermiş durumda. Buna karşı verilen mücadeleler görmezden geliniyor ya da polis şiddetiyle karşılık buluyor. Bugün bütün bu mücadeleler nedeniyle 2000’den fazla insan yargılanıyor. Buna rağmen Sinop Gerze’de şirketi yıllardır köye sokmayan Gerze halkı bütün baskılara karşı nöbet tutmaya devam ediyor. Aliağa’da İzmirliler 22 yıl önce 100 bin kişilik bir insan zinciri kurarak iptal ettirdikleri termik santrale karşı yine alanları dolduruyorlar. Bartın’da, Erzin’de, Çanakkale’de, Yalova’da ve termik santral yapılmak istenen her yerde direnişler sürüyor.

Yanlış enerji politikaları bununla da bitmiyor, akan tek bir dere bırakmayacak şekilde 4000 hidroelektrik santralin yapımının zorlanması. Bütün derelerin kurutulması, bütün vadilerin yok edilmesi, insanların ve tüm canlıların bağımlı olduğu su kaynaklarının şirketlere satılması maalesef gündemi meşgul ediyor.

Yıkıcı  eylemlerin en ciddi göstergelerinden biri de kentlerde yaşanıyor. Kentsel dönüşüm adı altında bütün doğal ve kültürel değerler  yok sayılıyor. Kentsel dönüşüm, kentlerin tarihinin ve kimliğinin inkar edilmesi, insanların yıllardır oturdukları mahallelerden sürülmesi ve kent merkezlerinin sermayeye peşkeş çekilmesi, bütün ülkenin kişiliksiz bir TOKİ şantiyesine dönüştürülmesi anlamına geliyor.

Bu yıkıcı eylemlere  karşı elimizde güçlü alternatiflerimiz var. İnsanın doğayla bağını yeniden kurmayı amaçlayan yeşil mücadeleleri  geliştirerek, dünyayı değiştirmeye bugünden başlayabiliriz.

 

Yeşil ekonomi eylemleriyle yıkıcı kalkınma anlayışını reddetmeli, ekonomik büyümeye değil sürdürülebilirliğe dayalı bir ekonomik sistemi, aşırı tüketime karşı enerji tasarrufunu, enerjiyi az ve verimli kullanacak sistemlere, yenilenebilir enerji kaynaklarına, rüzgara ve güneşe dayalı enerji politikalarını savunmalıyız. GDO’suz, kimyasal zehirlerin kullanılmadığı, küçük çiftçilerin desteklendiği, doğanın korunduğu, ekolojik tarım politikalarının gıda sorununun tek çözümü olduğuna herkesi ikna etmeliyiz. Ulaşım politikalarında toplu taşımaya, bisiklete ve yaya yollarına ağırlık vermeli, tüketim kültürünün en büyük körükleyicisi olan otomobil bağımlılığını alt etmeliyiz.

Günümüzde bütün dünyaya yayılan büyük kriz, üçlü bir krizdir. Ekolojik, ekonomik ve sosyal krizin bir arada olduğu bu dönemde, kapitalist sistem bugüne dek içine düştüğü en derin krizi yaşıyor. Bu krizden nasıl çıkacağımızı anlamak için krizin ekolojik tükeniş ve iklim değişikliği nedeniyle kalıcı bir hale geldiğini görmek zorundayız. İnsanlığın ve gezegenin bu krizle çöküşe uğramasını önlemenin tek yolu, çözümün sistem değişikliğiyle mümkün olduğunu görmektir. Ancak dünyayı değiştirmek için bekleyecek tek bir dakikamız bile yok.

Gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakmak için yeşil ekonomi politikalarını uygulamanın, bu politikalarla işsizliğe ve yoksulluğa karşı da kesin çözümler geliştirmenin mümkün olduğunu unutmamalıyız.

Doğamızı ve yaşam alanlarımızı savunuyoruz! Nilüfer Kent Konseyi Kırsal Alan Çalışma Grubu, '5 Haziran Dünya Çevre Günü' basın açıklaması gerçekleştiriyor.

Nilüfer Kent Konseyi paylaştı: 5 Haziran 2018 Salı

 

Bir 46 yıl daha Dünya Çevre Günü vesilesiyle şikayetlerimizi tekrarlayacak vaktimiz kalmadı.

Bugün yeşil bir geleceğin ilk günü olsun.

BÜLENT ÖZGEN-HABER MERKEZİ

 

Lütfen beğenin ve paylaşın

Author: BÜLENT ÖZGEN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki yazı ve görseller, kaynak belirtilmek koşuluyla izin almadan kullanılabilir.
top