TARIMSAL KURAKLIKTA SU YÖNETİMİN ÖNEMİ

Su, her ne kadar yerel bir kaynak gibi algılansa da yerel su kullanarak üretilen birçok ürün ithal ve ihraç edilmektedir. Bu nedenle bazı durumlarda su, yerel ya da bölgesel bir kaynak olmaktan çıkıp, küresel bir kaynak haline gelmiştir. Su sıkıntısı arttıkça, özellikle tarımsal ürün fiyatlarının artması, bu tür ürünleri ithal eden ülkeler için siyasi, ekonomik, sosyal tehditler oluşturacaktır.
Tarımsal kuraklık, bir mevsim boyunca üretim için toprakta bitkilerin yararlanabileceği düzeyde yeterli suyun olmaması, diğer bir ifade ile yağmurla beslenememesidir. Tarımsal üretimde bitkinin normal gelişimini sağlayabilmesi için ihtiyaç duyduğu suyun yağışlarla karşılanamaması nedeniyle üretimde ve beslenme ihtiyacının karşılanmasında ortaya çıkacak sorunlar, ekonomisi tarıma dayalı ülkelerde çok daha tehlikeli boyutlara ulaşır. Yağışa dayalı üretime yönelik uygun tarım tekniklerinin kullanılması, destek sulama ve normal sulama faaliyetleri ile tarımsal kuraklığın etkileri en aza indirilebilir veya giderilebilir. Tarımsal kuraklığa karşı en etkili yol su kaynaklarının iyi korunması ve işletmeciliğidir.
Tarımda gerek iklim değişikliklerinin etkisinin daha fazla hissedilmesi gerekse mevcut su kaynaklarının kullanımının istenilen seviyede etkin kullanılmaması gelecekte hem üreticilerin hem de devletlerin ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmasına sebep olacağı öngörülmektedir. Bu durumun karşısında mevcut su kullanım alışkanlıklarının değiştirilmesi, tarımda kullanılan su kaynaklarının bir disiplin içerisinde dağıtılması ve buna uygun politikaların geliştirilmesi önemlidir.

2. Sulamada Kullanılan Su Kaynaklarının Etkin Yönetimi

Su yönetimi; su kaynaklarının planlı bir şekilde geliştirilmesi, dağıtılması ve kullanılması olarak tanımlanmaktadır. Su kaynaklarının geliştirilmesi ile ilgili politik ve teknik kararları, su hakları ve su tahsisini düzenleyen kuralları, çevrenin korunmasını, su fiyatlandırmasına ilişkin düzenlemeleri, arazi kullanım ilkelerini, kullanıcıların katılımı gibi faaliyetleri kapsamaktadır
Tarımsal üretimde sulama suyu, özellikle pazar değeri yüksek sebze ve meyveler için olmazsa olmaz bir temel girdidir. Ülkemizde söz konusu ürünler için bölgelerimizin neredeyse tamamında sulama suyu ihtiyacı gerekmektedir.
Dünya üzerinde mevcut bulunana su kaynakları ve yenilenebilir su kaynakları sabittir.  Kurak alanlarda tarımsal üretim faaliyetlerinde bulananlar, üretim düşüklüğünü dikkate alarak risk yönetmek, uygun sürede stratejiler ve tercihler geliştirmek durumdadırlar. Tatlı su kaynaklarının yaklaşık %70’i tarımda kullanılmaktadır. Artan nüfusun yanı sıra gelir ve tüketim düzeyinin yükselmesi ve gıda ürünlerine yönelik taleplerin artması da su kaynakları üzerinde ilave baskı yaratmaktadır.
Tablo 1. Türkiye su kaynakları potansiyeli (DSİ, 2016)
Türkiye’de kullanılabilir yerüstü suyu potansiyeli yılda ortalama toplam 98 milyar m3 ’tür. 14 milyar m3 olarak belirlenen yeraltı suyu potansiyeli ile birlikte ülkemizin tüketilebilir yerüstü ve yeraltı su potansiyeli yılda ortalama toplam 112 milyar m3 olup, 44 milyar m3 ’ü kullanılmaktadır. Yüzey suyunun ekonomik olarak kullanılmasının uygun olmadığı veya yetersiz olduğu alanlarda sulama suyu talebini yeraltı suyundan karşılamaktır. Su varlığına göre ülkeler aşağıdaki şekilde sınıflandırılmaktadır:
  • Su Fakirliği: Yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 1.000 m3 ’ten daha az.
  • Su Azlığı: Yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 2.000 m3 ’ten daha az.
  • Su Zenginliği: Yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı 8.000-10.000 m3 ’ten daha fazla.
Kişi başına düşen yıllık su miktarına göre ülkemiz su azlığı yaşayan bir ülke konumundadır. Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı 1.519 m3 civarındadır.
Tarımsal kuraklık karşısında sulamada etkin bir su yönetimi için yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının muhafazası, su kaynaklarının kirlenmesinin önlenmesi veya en aza indirilmesi, üretimde su hasadı bilgilerinin kullanılması, sulama ile verilen suyun bitki kök bölgesini doyuracak kadar verilmesi ile aşırı sulamalardan kaçınılmasını sağlamak gerekmektedir. Bu amaçla tarımsal sulama uygulamalarında etkin bir kontrol ve yönetim sağlanması için bazı teknik metotların uygulanması sağlanmalıdır. Bunlar;
  • Drenaj sisteminin geliştirilmesi ve tuzluluğun düşürülmesi,
  • Atık suların çevreye uygunluğu dikkate alınarak sulamada kullanılması,
  • Yağmur hasadı uygulamaları,
  • Basınçlı sulama sistemlerinin kullanılması,
  • Kısıtlı sulama uygulamalarının projelendirilmesi,
  • Sulama programlarının uygun yapılması,
  • Bitki su tüketimi için bölgesel bilgilerin elde edilmesi,
  • Su ücretinin hacim esasına dayandırılması
şeklinde ifade edilebilir.
Geçmişte, sulama projelerinin geliştirilmesinde, su kaynaklarında olası kısıtlamalar dikkate alınmamıştır. Ancak, kurak ve yarı kurak iklim bölgelerinde, sanayi ve kentsel su gereksinmelerinin artması sonucu, tarım için ayrılabilecek su çok daha az olacaktır.
3. Sulama Yöntemlerinin Gözden Geçirilmesi ve Kulanım Etkinliğinin Takibi
Tarımda suyun verimli olarak kullanılması, uygulanan sulama yöntemine bağlıdır. Ülkemizde hâlen sulanan alanların %97’sinde yüzeysel sulama yöntemi uygulanmaktadır. En verimli sulama şekli olan damla sulama yönteminin uygulandığı alanların toplam büyüklüğü yalnızca 110.185 hektardır (DSİ, 2012). Etkin ya da verimli bir sulama için, suyun açık kanal ya da kanaletler sistemiyle araziye iletilmesi yerine kapalı borularla iletilmesi gerekmektedir. Kapalı borular, damla sulama yönteminin uygulanmasını mümkün kılmakla birlikte, açık kanallarla iletilen suyun buharlaşarak kaybolmasını önlemektedir.
Sulama projelerinde teknik ve ekonomik olarak yüksek standartlar sağlayan modern kapalı sulama sistemlerinin uygulanması ile çiftçilere ve ülke ekonomisine önemli miktarda katkı sağlamaktadır.
Üretim için sulu tarımın önemi tartışılamaz. Birim alandan sulu tarım ile sağlanan ürün miktarı, kuru koşulda sağlananın iki katından daha fazla olduğu bilindiğine göre, bunun için su depolanması ve uygun sulama yönteminin seçilmesi gerekir (FAO, 2000b). Temel olarak 5 farklı sulama yöntemi vardır.
  1. Yüzey sulama: Burada tüm bitki ekili alana suyun taşırılarak verilmesi.
  2. Yağmurlama sulama: Suyun yağmuru canlandırarak üstten verilmesi.
  3. Damla sulama: Suyun kök bölgesine damlalar halinde verilmesi.
  4. Kök bölgesine yeraltından su verilmesi: Gözenekli tüplerin veya boruların kök bölgesine uygun derinliğe yerleştirilerek su verilmesi.
  5. Yeraltı (taban) suyu ile sulama: Taban suyunun kök bölgesinde uygun seviyeye ve yeterli şekilde yükseltilerek verilmesi.
Bunlardan ilk ikisi klasik sulama yöntemi olarak bilinir. Klasik sulama yöntemleri toprağın sıkışması, tuzluluğun meydana gelmesi, üretim maliyetinin artması, her yıl %1-2 sulanan arazilerin elden çıkması gibi olumsuz nedenlerden dolayı cazibesini kaybetmektedir. Bunlara ek olarak bunların sulama etkinlikleri de düşüktür. Bunlara rağmen yüzey sulama sistemlerinin daha uzun yıllar kullanılacağı da varsayılmaktadır (FAO, 2000a; Seckler ve ark.; Suzuki, 2001).
Damlama ve yeraltı sulama sistemleri dar bölge sulamasıdır. Bu sistemlerle su en etkin şekilde maksimize edilerek kullanılır. Bu yöntemlerin yaygınlaşması için ekonomik önlemlerin alınması gerekir.
Damlama sulama dar alanı ıslatması ve bugünkü imkânlara göre küçük alanlarda kullanılabilmesi nedeniyle bu yazıda dar alan sulaması olarak adlandırıldı. Teşvikler olursa, üreticiler su tasarrufu sağlayan teknolojik sistemlere adapte olabilmektedir. Özellikle damla sulama sistemi suyu doğrudan kök bölgesine vererek üretimin artışını ve su tasarrufunu sağlar.
Damlama sulama küçük arazi parçalarına uygulanır. Kendine özgü sistem parçaları vardır. Yağmurlama ve damlama sulama sistemi, karık sulama sistemine kıyasla, sırayla %30 ve %60 su tasarrufu sağlar. Su tasarrufu sağlamada en etkin yollardan birisi olarak sulama etkinliğinin artırılması gösterilmektedir. Bunun için klasik 6 öneri aşağıdaki biçimde verilebilir.
  • Kanallar kaplanarak veya kapalı sisteme geçilerek sızma kayıpları en aza indirilmeli.
  • Gündüz sulamalarından vazgeçilmeli, üstten yağmurlama yerine bitki taç altından sulanmalı, buharlaşma düşürülmeli.
  • Aşırı sulamadan vazgeçilmeli.
  • Sıralar arasında ot kontrolü yapılmalı ve sıra araları kuru tutulmalı.
  • Ekim ve hasat zamanı doğru seçilmeli.
  • Doğru tahmin edilen su miktarı ile bitki stres altına sokulmadan uygun zamanlarda sulama yapılmalı (FAO, 2000a; FAO, 2000b; Seckler, ve ark. ).
Sulama işletmelerinin performans göstergelerinin tespitinde; sulama oranları ve sulama randımanları incelenmektedir. DSİ sulamalarında uzun yıllar ortalaması sulama oranı %65, sulama randımanı ise %45 olmuştur.
Tablo 2. Sulama oranlarının düşük olmasının nedenleri
4. Bölgelere Göre Bitkisel Üretim Desenlerinin Oluşturulması
Tarımsal üretimde her bitkinin ihtiyaç duyduğu su ve sıcaklık düzeyi farklıdır. Bu nedenle hangi bitkinin hangi bölgede yetiştirilmesi gerektiği, bitkinin ihtiyaçlarının bilinmesi ile belirlenebilir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı Araştırma enstitülerince 2017 yılında “Türkiye’de Sulanan Bitkilerin Bitki Su Tüketimleri” rehberi çıkarılmıştır. Bitkilerin ihtiyaç duyduğu suyun yağışlarla karşılandığı veya en az sulama suyu kullanılarak üretim teşviklerinin yapılması yine Bakanlıkça üretim havzaları modeli uygulanarak su tasarrufuna yönelik üretim modelleri oluşturulmaya çalışılmıştır. Söz gelimi su kısıtı kapsamında belirlenen bölgelerde sulama yapılan bazı bitkiler için damlama Sulama şartı aranmaktadır. Bu kapsamda ülkemizde bölgelerin iklim ve su potansiyelleri dikkate alınarak üretim alanlarının planlanması, üreticiler tarafından bunların kabul görmesi amacıyla destekleme ve yayım faaliyetlerinin yürütülmesi gerekmektedir.
  
Türkiye referans toplam buharlaşma (ETo) normal Haritası (MGM)
Türkiye coğrafi konum olarak dört mevsimin aynı anda yaşandığı orta kuşakta bulunması nedeniyle oldukça geniş bir üretim ve bitki çeşitliliğine sahiptir. Gerek sıcak iklim gerekse serin iklim ürünlerinin yetiştirilebildiği bu topraklarda bu üretim çeşitliliğini tehdit eden en temel sorun, son yıllarda giderek etkisini arttıran iklim değişikliği ve buna bağlı olarak yağışın mevsimsel dağılımının bozulması ve azalmasıdır.
Bir taraftan fizyolojik (terleme) diğer taraftan fiziksel (buharlaşma) olayları kapsayan toplam buharlaşma (evapotranspiration-ET), bitki ile örtülü alandan kaybolan su buharı miktarı olarak tanımlanmaktadır. Su kaybı, bitki yüzeyinden terleme ve buharlaşma ile toprak yüzeyinden ise doğrudan buharlaşma ile meydana gelmektedir. Toplam buharlaşma etkin sulama ve uygun su yönetimi yarı-kurak ve kurak bölgelerde çok önemlidir. Sulama projesi planlayıcıları tarafından baraj, gölet ve bitki deseni projelerinin planlama çalışmalarında kullanılmak için sıklıkla ürün su gereksinimleri ve/veya toplam buharlaşma verilerine ihtiyaç duyulur.
Diğer taraftan, iklim değişikliği, su talebindeki artış ve su kıtlığından dolayı su muhafazası gitgide daha fazla önem kazanmaktadır. Çiftlik sulama planlaması, su kullanım etkinliğinin iyileştirilmesi, su muhafazası, kurak ve yarı kurak bölgelerde çevre ve sürdürülebilir üretimi korumaya yardım edecek olan uygun sulama sonucu ortaya çıkan üretim optimizasyonu için, en önemli yöntemlerden birisidir (MGM, 2018).
Sonuç

Tarım, üstü açık fabrika olması deyimiyle her tür meteorolojik olaylardan direkt ve belki de en fazla etkilenen sektördür. Küreselleşme ile birlikte daha önceleri lokal bir etki bırakan tarımsal kuraklık vakaları günümüzde dünyanın diğer bir ucundaki insanların hayatını etkileyebilmektedir. Yakın tarihte dünyanın değişik bölgelerinde görülen tarımsal kuraklıklar, küresel ölçekte gıda fiyatlarında ciddi artışlar meydana getirmiş ve krizlerin oluşmasına sebep olmuştur.

Kıt ve sabit bir kaynak olan su; tarım, sanayi ve evsel kullanım ihtiyaçlarını karşılarken sektörler arasında ciddi bir rekabet oluşturmaktadır. Nüfusun artmasıyla kişisel kullanım ihtiyacı, sanayinin gelişmesiyle sanayi ihtiyacı ve artan gıda ihtiyacına karşılık daha fazla sulanan tarım alanlarından dolayı tarımsal su kullanım ihtiyacı da zaman içerisinde artmaktadır.  Dünya üzerinde bulunan su miktarı arttırılamayacağına göre su kaynaklarının en etkin ve tasarruflu şekilde kullanılması gerekmektedir.
Küresel iklim değişimlerinin etkilerinin en fazla hissedildiği bölgelerden olan Anadolu coğrafyasında yer üstü ve yer altı su kaynakları mevcut kullanım alışkanlıklarının devamı halinde gelecekte ciddi bir su krizi ile karşı karşıya kalacağı bilim adamlarınca öngörülmüştür.
Tarımsal kuraklık karşısında gıda ihtiyacının karşılanması için sağlıklı ve sürdürülebilir bir su yönetimi gerekmektedir. Su kaynaklarının iyi bir planlamayla tarla başına getirilmesi kadar, suyun en iyi sulama yöntemleriyle üreticiler tarafından kullanılması ve bu sistemlerin performansının uzmanlarca takibi gerekmektedir. Türkiye’de hala önemli oranda su ücretleri hacim hesabı yerine sulama süresi üzerinden fiyatlandırılmaktadır.
,
Bu durum aşırı sulama yapılmasına ve tarımsal kuraklık karşısında su kaynaklarının israfına neden olmaktadır. Ayrıca tarımda alternatif su kaynaklarının kullanımı konusunda ciddi araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Atık suların ve tuzlu suların arıtılması veya doğrudan tarımda kullanılabilirliğinin belirlenmesiyle kuraklıkla mücadelede yeni bir su kaynağı sağlanmış olacaktır.
KAYNAK : http://apelasyon.com/Yazi/817-tarimsal-kuraklikta-su-yonetiminin-onemi
YAYINA HAZIRLAYAN : BÜLENT ÖZGEN-HABER MERKEZİ
Lütfen beğenin ve paylaşın

Author: BÜLENT ÖZGEN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki yazı ve görseller, kaynak belirtilmek koşuluyla izin almadan kullanılabilir.
top