SAROS’TA ÇEVRE KİRLİLİĞİNE TEPKİ: “SAROS’U RAHAT BIRAKIN”

BOTAŞ tarafından Saros’un en bakir bölgesi Sazlıdere ve Gökçetepe mevkiine yapılmak istenen FSRU Gemi İskelesi projesinin ÇED raporuna Edirne Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün ‘olumlu’ yönde görüş bildirmesinin yankıları sürerken Gökçetepe’de bir yazlıkçı hakkında denize, Uzukum’da da bir işletmeci hakkında kumsala metrekarelerce beton dökmekten tutanak tutuldu.

Dünyanın sayılı körfezlerinden biri olan ve her geçen gün deniz canlılığının azaldığı Saros’a verilen her türlü zararın önlenmesi yönünde görüş bildiren çevreciler, “Doğaya zararın büyüğü küçüğü olmaz. 5 metre beton döken de cezalandırılsın, tonlarca beton döken de” diyerek bölgeye yapılması planlanan iskele projesinin ÇED başvurusu dosyasının reddedilmesi gerektiğini vurguladılar.

Kaçak yapılaşmadan taş ocaklarına, trol ve gırgırlarla yapılan balık avcılığından yanlış liman yapımlarına kadar gerek karadan gerekse denizden birçok tahribata maruz bırakılan Saros’un başı şimdi de, BOTAŞ – Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş. tarafından yapılması planlanan Saros FSRU Gemi İskelesi projesi ile dertte.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın projeye ilişkin ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) raporunu olumlu yönde açıklaması çevrecileri ve aktivisitleri ayağa kaldırırken Trakya Platformu Hukuk Kurulu Üyesi Avukat Bülent Kaçar, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yatırımları gözetmek değil çevreyi korumakla görevlidir” diyerek karara itirazda bulundu.

Projeye ilişkin ÇED sürecinin hemen durdurulması ve ÇED başvuru dosyasının reddedilmesi gerektiğini vurgulayan Kaçar, açıklamasında özetle şunlara yer verdi:

“ÇEVREYE TELAFİSİ OLMAYAN ZARARLAR VERECEK”

Uluslararası Çevre Koruma Sözleşmelerine göre halkın istemediği hiçbir projeye hiçbir yatırıma izin ve onay verilemez. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8’inci maddesinin ihlal edilmiş sayılması için insan sağlığına gerçek bir zararın verilmiş olmasının şart olmadığını belirtmiştir. Çevre hukuku ve ÇED’in temel mantığı da bu yöndedir. İnsan sağlığının ve doğanın zarar görmesi beklenmemelidir. Risk olması yeterlidir. Nitekim ulusal mevzuat açısından düzenleme yetersiz de olsa, bu hususta uluslararası mevzuat paralelindedir. Telafisi mümkün olmayan sonuçlar yaşanmadan, projenin gerçekleştirilmesinin bilim ve hukuk açısından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılacağı Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) yönetmeliği gereğidir. 2872 sayılı Çevre Kanunun üçüncü maddesinde; çevrenin korunmasına, iyileştirmesine ilişkin genel ilkeler açıklanmış olup; Söz konusu proje; ‘Çevreye’ telafisi imkânsız zararlar verecek, köylülerin yaşadıkları ve bir bütün olan ‘ekosistem’ içinde sürdürdükleri yaşamlarını geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde etkileyecektir.

YÜZMEK İÇİN DENİZE BETON DÖKTÜ

Öte yandan iskele projesinin yapılmak istendiği Gökçetepe’de önceki gün bir yazlıkçının deniz içerisine beton atarak yüzmek için platform oluşturmak istediği tespit edildi. H. İ. A. isimli yazlıkçının kendisine ait yazlığın denize bakan kısmına ek olarak 5 metre uzunluğunda 3 metre genişliğinde beton duvar yaptığı gözlenirken jandarma ekipleri konuyla ilgili tutanak tuttu.

UZUNKUM’DA 352 METREKARE ALANA BETON DÖKTÜ

Ayrıca Edirne’nin tatil cenneti Saros’un en güzel noktalarından biri olan Mecidiye Köyü yakınlarındaki Uzunkum’da kır kahvesi olarak faaliyet gösteren bir işletmenin toplam 352 metrekare alana hazır beton döktüğü tespit edildi. İşletme sorumlusu Z. İ. Tadilat genişletmesi amacıyla beton döktüğünü ifade ederken konuya ilişkin tanzime dilen evraklar, ilgili kuruma teslim edildi.

Lütfen beğenin ve paylaşın

Author: SEZGİN AKKOYUN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu sitedeki yazı ve görseller, kaynak belirtilmek koşuluyla izin almadan kullanılabilir.
top