JES’LER GERÇEKTEN MASUM MU?

Jeotermal enerji santralleri “yenilenebilir” ve “temiz enerji” olarak sunulurken, birçok bölgede yükselen çevre tartışmaları dikkat çekiyor. Su kaynaklarından tarım alanlarına kadar uzanan etkiler, JES’lerin gerçekten ne kadar masum olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

JES’LER GERÇEKTEN MASUM MU?

Jeotermal enerji santralleri son yıllarda Türkiye’nin enerji politikalarında önemli bir yer edinirken, çevresel etkilerine ilişkin tartışmalar da giderek büyüyor. Özellikle Ege Bölgesi’nde yoğunlaşan JES projeleri, bir yandan enerji üretimine katkı sağlarken diğer yandan doğa üzerindeki etkileri nedeniyle eleştirilerin odağında yer alıyor. Bölge halkı ve çevre savunucuları, bazı alanlarda hava kalitesinin bozulduğunu, tarım arazelerinin zarar gördüğünü ve yer altı su dengelerinin değiştiğini öne sürüyor.

Uzmanlara göre jeotermal enerji fosil yakıtlara kıyasla daha düşük karbon salımı sağlasa da, denetimsiz ve yoğun kullanım ciddi çevresel riskler doğurabiliyor. Özellikle jeotermal akışkanların uygun şekilde yönetilmemesi durumunda toprağa ve suya zarar verebilecek kimyasal maddelerin çevreye karışabileceği belirtiliyor. Bazı bölgelerde hissedilen kötü kokular ve buhar çıkışları da vatandaşların endişelerini artırıyor.

Tarım ve hayvancılıkla geçinen yurttaşlar ise üretim alanlarında yaşanan değişimlere dikkat çekiyor. Zeytinlikler, incir bahçeleri ve verimli tarım topraklarının JES projelerine yakın bölgelerde olumsuz etkilendiğini savunan üreticiler, su kaynaklarında azalma yaşandığını ve ürün kalitesinin düştüğünü iddia ediyor. Çevre örgütleri ise “yenilenebilir enerji” kavramının tek başına yeterli olmadığını, doğaya zarar vermeyen sürdürülebilir modellerin esas alınması gerektiğini vurguluyor.

Enerji şirketleri ise yürütülen faaliyetlerin yasal mevzuat çerçevesinde sürdürüldüğünü ve gerekli çevresel önlemlerin alındığını savunuyor. Sektör temsilcileri, jeotermal enerjinin Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltan önemli kaynaklardan biri olduğunu belirterek, teknolojik gelişmeler sayesinde çevresel etkilerin minimum seviyeye indirilebileceğini ifade ediyor. Ancak kamuoyunda oluşan tartışmalar, denetim mekanizmalarının yeterliliği konusundaki soru işaretlerini ortadan kaldırmıyor.

ÇEVRE

SİYASET